18 Haziran 2011 Cumartesi

Süper Bir SUPER 8



J.J. Abrams ve Steven Spielberg ismini bir arada görüp heyecanlanmamak ne mümkün.. Ve sır gibi saklanan proje Super 8. Sadece bilim-kurgu ve aksiyon filmi olacağının dışında hiçbir bilginin dışarı sızdırılmadığını düşünürsek yeni bir Cloverfield vakası ile karşı karşıya kalma olasılığımız çok yüksek. Zaten fragmanları da o sinyali göndermiyor mu?
          
Yönetmen J.J Abrams.. Kendisini Alias ve Lost dizilerinin kamera arkasından hatırlarsınız. Hem yapımcı, hem yönetmen, hem yazar, hatta yaratıcı ünvanını elinde taşıyan, bu dizilerin bir numaralı adamıdır. TV’de piştikten sonra stüdyolar tarafından, daha ilk beyazperde macerasında kendisine büyük bütçeli bir film olan Görevimiz Tehlike 3 emanet edilen, ikinci macerası ise son Star Trek filmi olan Hollywood’un yeni yaramaz çocuğu. Kamera arkasındaki her bölümde yeteneğini ispat etmiş bir nevi günümüzün Spielberg’i dersek yanlış olmaz.
              


Yapımcı Steven Spielberg.. Bir usta.. En son Indiana Jones’un 4. macerası için yönetmenlik koltuğuna oturmuş, yapımcı, yönetmen, yazar olarak toplamda 100’den fazla filme imza atmış bir duayen.
              
Super 8’e gelecek olursak; film 1979 yılında geçiyor. Hem aksiyon hem bilim-kurgu filmi için iddialı bir durum dönem çalışmasına yönelmek. Bu konuda ilk alkışı hakediyor film. Konusu ise; film çekme işine soyunan bir grup orta okul öğrencisi tesadüf eseri bir tren kazasına şahit olurlar. Ama bu tren kazası herhangi normal bir kaza değildir. Daha sonra Amerikan askerlerinin bölgeyi karantina altına alması ve gizemli bir takım olayların baş göstermesi kasaba şerifinin ve bu birkaç ortaokul öğrencisinin konuyu eşelemesine neden olacaktır. Nitekim ortada dehşet verici gerçekler vardır.
            
Aslında çok basit gibi duran bir konu, doğru ellerde olunca tabii ki ortaya memnun edici sonuçlar çıkıyor. Super 8 için bunu aynen söyleyebiliriz. Gerek dizilerde, gerekse sinema filmlerinde aksiyonu sağlam kullanan J.J. Abrams bu filmde de aynı yolu izliyor. Yapımcısı olduğu Cloverfield filmindeki gibi gizemi neredeyse finale kadar korumayı başarıyor. Bu iki film arasında benzerlikler olsa da çekim tekniğinden konusuna kadar kesinlikle farklı olduklarını söyleyebiliriz. Aslında filmi anlatmak ip cambazlığı yapmak gibi bir şey şuanda. Spoiler yani sürprizi kaçıracak bir bilgi vermemek adına şu kadarını söyleyebilirim; filmi izlerken kendinizi 80’ler Spielberg filmlerinde bulabilirsiniz. Tabi küçük farklarla. Günümüz teknolojisinin el verdiği şekilde çekilen aksiyon sahneleri ve yaratım teknikleri bu küçük farkları oluşturan unsurlar.
            
Oyunculuklar tek kelime ile; müthiş. Özellikle küçük yeni yetmeler tek tek alkışlanacak cinsten performanslar sergiliyorlar. Başroldeki Joel Courtney ve ablası gibi başarılı bir oyuncu olacağını küçük yaşlarda ispatlamış Elle Fanning bir çok oyuncuya taş çıkartacak performanslara imza atıyorlar. Zaten pek fazla yetişkin oyuncuya odaklanmayan film bu konuda da bir alkışı hakediyor.
                
Film içinde film mantığını Çığlık gibi abartmayan, dönem sinemasını bilim-kurgu boyutlarına taşıyan Super 8 son zamanlarda vizyona giren filmler içinde öne çıkan bir yapım. Aslında türü itibariyle de 20 sene öncesine sinyal çakan filmin benzerlerine epeydir rastlamadık dersek yeridir. Hatta abartıp, en son 20 sene önce Spielberg tarafından çekilen filmlerden sonra başka hiç bir örneğine denk gelmedik bile diyebiliriz. 
             
Sonuç itibariyle yer yer eğlenceli, yer yer heyecanlı, tam tadında bir bilim-kurgu filmi var önümüzde. Son sahnesine kadar gizemini koruyan bir dönem filmi. Öyküde ki bir takım eksik kalmış daha doğrusu eksik yansıtılmış kısımları saymazsak iyi bir hikaye, iyi bir film Super 8. Bilim-kurgu severler başta olmak üzere, salona giren herkesi bir şekilde memnun edecek keyifli bir film. O yüzden bu haftaki tercihinizi rahatlıkla, hem Türkçe dublajlı hem orjinal dil/Türkçe altyazı seçenekleri ile bir çok salonda vizyona giren Super 8’den yana yapabilirsiniz.      (8.5/10)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder