1 Temmuz 2011 Cuma

Transformers +++



Transformers, birinci filmi ile beğeni toplayan, ikinci filmi ile büyük hayal kırıklığı yaşatan bir seriydi. Bu seriyi bir üçlemeye dönüştürmek hem yönetmen Michael Bay’in hem de yapımcıların hedefiydi. Ayrıca ikinci filmin yarattığı olumsuz havayı dağıtmak için de bir fırsattı. Nitekim üçlemenin son halkası olan bu filmin, ikinci filmdeki hataları tekrar etmeyerek daha başarılı, daha anlamlı ve göz dolduran efektleri ile 3 boyutlu bir şölene dönüştüğünü rahatlıkla söyleyebilirim.

İkişer yıl arayla çekilen filmlerin hepsinde asıl konu; Autobotlar ile Decepticonların arasında devam eden ve insanoğlunun da bir şekilde dahil olduğu savaş diyebiliriz. Özellikle 2. filmde varlığından şüpheye düştüğüm “konu” durumu en önemli eksiklikti. Sadece aksiyon sahneleri içeren ama bir hikayesi olmayan ikinci filmin En Kötüler (Razzie / Altın Ahududu) ödüllerinden eli boş dönmediğini hatırlatmakta fayda var. İşte bu durum 3. film için daha titizlikle çalışmayı teşvik eden bir durum olmuş gördüğüm kadarıyla. Senaryo, bir kez daha Ehren Kruger’a emanet. Kafada soru işareti oluşturan bu isim filme karşı negatif bir önyargı oluştursa da, bu konuda yanıldığımızı görmek sevindirici.
İlk iki filmde oynayan Megan Fox’un yönetmenle yaşadığı sorunlardan dolayı bu filmde olmadığını herkes bir yerlerden duymuştu zamanında. Onun yerine rol çalan Victoria’s Secret meleği Rosie Huntington-Whiteley yapay duruşu, dolgun dudakları ve muhteşem fiziği ile oynamaktan çok baylara göz ziyafeti niteliğinde bulunuyor. Kadroya yeni dahil olan usta oyuncular Patrick Dempsey ve Frances McDormand çok iyi performanslar sergiliyorlar.

Film baştan sona 3D çekildiği için bu yönden bu seneki başarısız örnekleri geride bırakıyor ve görsel şölene dönüşüyor diyebilirim bir kez daha. Bu 3D farkını hemen hemen her sahnede hissedebileceğiniz gibi özellikle The Hangover filmlerinden hatırlayacağınız Ken Jeong’un silahları doğrulttuğu sahnede tavan yaptığını farkedeceksiniz. Bu anlamda film çok büyük artı kazanıyor.

Aksiyon sahneleri ise tam Michael Bay tarzı. Otobanda geçenlerden tutun da Chicago’nun istila anına kadar tüm film soluk kesici. Arada komedi unsurları tabi ki atlanmamış bu filmde de. Anne ve baba karakterlerinin müthiş ama nispeten çok daha kısa performansları yerinde ve dozunda. Duygusal anlar burada da var. Yeni robotlar, eskilerin ve eksiklerin yerini doldurmaya çalışıyor yine. Bu yüzden rolü kısalan Josh Duhamel, Tyrese Gibson gibi “insan” oyuncular geri planda kalıyor.

Ama sonuç olarak göz açıp kapayana kadar geçen, 157 dakikalık bir macera diyebiliriz Transformers 3 için. Türün fanatiklerini yeterince tatmin edecek, bol gürültülü, görsel açıdan müthiş bir film duruyor önümüzde. Çocukluğunda Transformers çizgi filmleri izleyen ve oyuncakları ile oynayan “ben” gibi seyirciyi memnun edecek, ikinci filmi telafi eden bir yapım.  

Eğer imkanınız varsa İstanbul ya da Ankara’daki IMAX sinemalarında izlemenizi öneririm. Ama herhangi (XpanD veya RealD) 3D gösterimlerini tercih etmeniz de doğru bir seçim olacaktır. Sıkı bir aksiyon için haftanın filmi kesinlikle Transformers 3: Ayın Karanlık Yüzü. Sadece Chicago ve Hotel 71 önünde çekilen ve birebir tanık olduğum sahneler için ilave 1 puan ile puanım:      (9/10)




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder