20 Eylül 2011 Salı

Arkadaştan Öte; Seks Arkadaşlığı (Unrated / Sansürsüz Yazı)



Geçen haftasonu bir kaç arkadaşımla beraber Justin Timberlake ile Mila Kunis'in başrollerini paylaştığı, romantik-komedi Arkadaştan Öte / Friends With Benefits filminin özel gösterimine katıldık. Hollywood tarzı klişe romantik komedilerden biri olacağından şüphesiz, "çerezlik" tabir edilen, tek seyirlik bir film olduğunu bile bile bu filmi tercih ettik. Hata mı ettik? Hayır..
              
Öncelikle Hollywood ve bu enteresan rekabetinden bahsedelim. Stüdyolar arasında evel ezel devam eden bu rekabet çoğu zaman kendini hissettirmese de bazen gözümüze gözümüze sokuluyor resmen. Örneğin 90'ların sonunda bir göktaşı sevdası patlamış, Derin Darbe ve Armageddon, aynı sene gösterime girmişti. Yine aynı dönemde volkan patlamasına şahit olmuştuk iki ayrı stüdyodan. İki farklı Pamuk Prenses uyarlamasını beklediğimiz şu günlerde beyazperdenin vazgeçilmezi romantik komediler de benzer konular ile salonlara uğramaya devam ediyor.
                

Bademli'nin İçinde Bir "Bademiçi"


En sonunda Bursa'nın 1 numaralı lezzet mekanını buldum: Bademiçi. Bursa'daki restaurantların çoğunu bizzat kendim gezmiş ve yemeklerini tatmış biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Bursa'nın en lezzetli, en gösterişli buna rağmen en makul fiyatlı restaurantı burası.
                
Usta şef Ömür Akkor'u duymayan var mı hala bilemiyorum ama kendisi Türkiye, hatta dünya çapında ismini duyurmuş bir şef. İkiz kardeşi ve ailesi ile birlikte uzun yıllardır Bursa'da yaşıyor. Bursa'nın şanslı olduğu nadir konulardan biri de bu olsa gerek. Herkes büyük şehirlere, oraya buraya giderken Ömür Akkor Bursa'da yeni restaurantı Bademiçi'ni, daha yeni açtı. 
                

16 Eylül 2011 Cuma

Tarkan Cidden Megastar..


Bu yaz kendi kendime karar almıştım: Sadece Ajda Pekkan ve Tarkan'ın konserlerine gidecektim. Biri Superstar, diğeri Megastar.. Ajda konserine Bursa Açık Hava'da izledik ve hiç memnun kalmadığımızı, büyük hayal kırıklığı yaşadığımızı önceki yazımda belirtmiştim. Bu sefer Tarkan içinde aynı korku kaplamıştı beni. Ya beklediğim performansı göstermezse, ya Ajda Pekkan gibi bir fiyasko olursa diye.. Tabi bu durum sadece benim için geçerliydi. Konsere beraber gittiğimiz arkadaşlar konserin mükemmel geçeceğinden şüphesizlerdi çünkü.

Ve Ağustos başında Tarkan'ın Harbiye Cemil Topuzlu Açık Hava Sahnesi'ndeki konserine biletlerimizi aldık. Hem de en önden.. İşte konser notlarım:

12 Eylül 2011 Pazartesi

Limonata @ City's by Çapamarka


Size Nişantaşı'ndaki bir mekandan bahsetmek istiyorum. Burası ne sokak arasında bir yer, ne de binaların ortasında serin bir bahçeye sahip. Lokasyon olarak Nişantaşı'nın tam göbeğinde, Teşvikiye Caddesi'ndeki City's alışveriş merkezinin içinde.. Alışveriş merkezindeki bir cafenin kulağa hiç te çekici gelmediğinin farkındayım ama burası tüm o önyargıyı yıkacak cinsten bir yer.
             
Eğer cumartesi günü Nişantaşı'nda alışveriş yapıp dolaştıktan sonra bir şeyler yemek/içmek isterseniz, mekanların özellikle bahçe/sokak kısımlarındaki masalarında yer bulmak pek mümkün olmuyor bu sıcak havada. Bırakın bahçeyi çoğu yerde içeriler bile tıklım tıklım.. Nitekim böyle bir durumda istikamet City's AVM'ye çevriliyor ister istemez. Çok katlı ama ufak bir alışveriş merkezi olan City's bir çok markayı bünyesinde bulunduruyor. En üst katında ise sinemaları var. İşte o kata çıktığınızda yürüyen merdivenlerden, sizi İzzet Çapa'nın yeni mekanı Limonata Cafe karşılıyor.

10 Eylül 2011 Cumartesi

Bu Kaçıncı Durak?




Daha dün gibi hatırlıyorum Son Durak 4 için yazdıklarımı.. Ve üzerinden 2 sene geçti de Son Durak 5 vizyona girdi bile...
           
Son Durak serisine şöyle bir göz atarsak; en iyi gişenin, serinin ilk 3D bölümü olan 4. filme ait olduğunu görüyoruz. Birinin öngörüsü ile olacak felaketten birkaç kişiyi kurtarması ve bu kurtulanların kaderin / ölümün listesinden asla kaçamamasının ısıtılıp ısıtılıp önümüze sunulduğu bu seride 3. boyutun filme dinamizm kattığı bir gerçek.
                                  
Son Durak 5'in de konusu için noktası virgülüne kadar diğer dört filmle aynı cümleleri sarf edebiliriz: Başrolde Azrail'in olduğu bir ölüm pornosu. Ve her seferinde daha da hardcore düzeyde ölüm sahneleri.. Testere serisinde olduğu gibi (O seri içinde işkence pornosu deniyor zaten) bu filmde de konudan ziyade ölüm sahnelerinin yaratıcılığı ön plana çıkıyor. Bayat ve saçma diyaloglar, yapay karakterler, ilginç tipler.. Hepsini bir kenara bırakırsak filmin can damarı olan ölüm sahneleri gerçekten çok ilginç ve farklı. Amaç ta o değil mi zaten? Seyirciyi bir şekilde germek ve ters köşe ölüm sahnelerini izletmek. Gerisi hikaye..