12 Eylül 2011 Pazartesi

Limonata @ City's by Çapamarka


Size Nişantaşı'ndaki bir mekandan bahsetmek istiyorum. Burası ne sokak arasında bir yer, ne de binaların ortasında serin bir bahçeye sahip. Lokasyon olarak Nişantaşı'nın tam göbeğinde, Teşvikiye Caddesi'ndeki City's alışveriş merkezinin içinde.. Alışveriş merkezindeki bir cafenin kulağa hiç te çekici gelmediğinin farkındayım ama burası tüm o önyargıyı yıkacak cinsten bir yer.
             
Eğer cumartesi günü Nişantaşı'nda alışveriş yapıp dolaştıktan sonra bir şeyler yemek/içmek isterseniz, mekanların özellikle bahçe/sokak kısımlarındaki masalarında yer bulmak pek mümkün olmuyor bu sıcak havada. Bırakın bahçeyi çoğu yerde içeriler bile tıklım tıklım.. Nitekim böyle bir durumda istikamet City's AVM'ye çevriliyor ister istemez. Çok katlı ama ufak bir alışveriş merkezi olan City's bir çok markayı bünyesinde bulunduruyor. En üst katında ise sinemaları var. İşte o kata çıktığınızda yürüyen merdivenlerden, sizi İzzet Çapa'nın yeni mekanı Limonata Cafe karşılıyor.
               
Daha merdivenlerin tepesine ulaştığımız anda dekor bizi büyülüyor. Mutfak tam cafenin ortasında, herkesin gözü önünde.. İçeri giriyoruz; değişik konseptlerde masalar var. Rahat sandalyeler ve koltuklar, geniş masaları çevrelerken balkonunu görünce bir kez daha anlıyoruz ki doğru bir tercih Limonata. Tüm camlar ve kapılar açık olduğu için mekanın tamamı teras gibi zaten. İçeriye püfür püfür esen bir hava hakim. O yüzden herhangi bir boş masayı seçiyoruz ve koltuğuna resmen yayılıyoruz.
              
Mekanın menüsü de enterasan. Moda dergilerinden koparılmış bir sayfa gibi. Bunun yanında yemek isimleri de insanı gülümseten cinsten: "Kendini döner zanneden antrikot" veya "Pizza görünümlü risotto" gibi.. Yine de güler yüzlü ve samimi bir garson arkadaşın önerileri çerçevesinde siparişlerimizi veriyoruz. Tatlı menüsü direk vitrin. Mutfağın "Pastane" bölümüne gidip, kendimiz ne istiyorsak seçebiliyoruz. Ben tercihimi mekana da ismini veren limonatadan yana yapıyorum. Ama öyle bilindik limonatalardan değil. Benim ısmarladığım tarçınlı - çilekli limonata. Tatlı desen değil, ekşi desen hiç değil.. Ama içtiğim zaman ağzımın içinde çok güzel bir tat bıraktığını söyleyebilirim. Yemek için de seçtiğim tavuklu sezar salata, bilindik salata sunumunun dışında bir servisle geldi masamıza. Arkadaşımın menüden değil büfeden seçtiği "Pavlova" ise çilek ve yaban mersini süslemesi ile o kadar çekiciydi ki, bir anda hepimiz birer servis istedik tadına bakmak için.
                 

Arkadaşlarla manzara eşliğinde sohbet ederken vaktin nasıl geçtiğini anlamadık resmen. Yalnız bile olsaydım eminim ki hiç sıkılmazdım. Macbook'umu açıp takılabilir ya da büyük kütüphanesinden bir şeyler seçip okuyabilirdim, evimin konforunda. Dekorasyon zaten on numara olan mekanda tüm çalışanların yardımsever ve güler yüzlü yapıları, mekana artı puan kazandırıyor kesinlikle. Artık Nişantaşı'na gittiğimde öncelikle uğrayacağım mekanlardan biri Çapamarka'nın Limonata'sı. Tavsiyem; sizinde uğrayıp, panaromik İstanbul manzarısını seyrederken bir bardak tarçınlı-çilekli limonatasından içmeniz..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder