2 Ekim 2011 Pazar

Aslan Kral Tekrar Bizimle



1994 yazında Amerika'da vizyona girdiğinde tarihin en çok hasılat yapan, elle çizim animasyon filmi ünvanını alacağını kimse tahmin etmiyordu. Tam 8 ay sonra tarihler 20 Ocak 1995'i gösterdiğinde, sömestr tatilinde, Türkiye'de konuşulan tek film Aslan Kral / The Lion King 'ti. Büyük küçük herkese hitap eden bu film, ülkemizde de belli bir seyirci kitlesine ulaşmıştı. Şimdi aradan tam 17 yıl geçti ve aynı Aslan Kral, 90 sonrası ve 2000 jenerasyonu için bir kez daha vizyona girdi. Hem de büyük bir yenilemeden geçerek ve 3 boyutlu olarak..

                
Aslan Kral'ı ilk kez sinemada izlediğimde daha 10 yaşındaydım. Beni en çok etkileyen filmlerden biriydi. Nitekim içinde bulunduğum büyük sinema salonu ağzına kadar doluydu ve izleyen herkesin çok beğendiğinden şüphem yoktu filmi. Şimdi 27 yaşındayım ve hem nostalji olsun hem de yenilenmiş halini görmek için arkadaşlarımla soluğu Aslan Kral (3D) 'da aldık.                 
                            

Aslan yavrusu Simba, kötü amcası Skar'ın oyunu ile babasını kaybeder ve krallığı terk eder. Dramatikliği daha ağır basan bu ilk yarıdan sonra "hiç bir şeyi takmama" üzerine kurulu Hakuna Matata felsefesi, eğlenceli bir ikinci yarı sunar. Filmin devamında da dozunda bir heyecan ile finale ulaşılır. Yani filmde hiç bir ilave veya eksilme söz konusu değil, tamamen aynı, iyilik, kötülük, dostluk, cesaret üzerine kurulu bir film.
                   
Öncelikle filmin teknik olarak kalitesinin çok arttığı kesin. Ama perdeyi tam kaplamaması, yani TV formatı gibi bir görüntünün önümüzde olması ilk etapta rahatsız etti beni. Artık sinemalarda çok ender rastlanıyor; tam perdeye sığdırılamayan film. Teknoloji bu konuda çok ilerlemiş durumda ama Aslan Kral'da bu eksik kalmış. Ayrıca 3. boyut filme hoş bir derinlik kattığı kesin ama 17 yıl aradan sonra bir kaç 3d efektli sahne ilave edilse fena olmazdı. Bu konuda biraz hayal kırıklığına uğramadık dersek yalan olur.
                          

Türkçe dublaj diğer Disney filmlerinde de olduğu gibi şarkıları da kapsıyor. Sözleri melodiye uydurmak ve anlamından çıkmamaya çalışmak komik ve saçma gibi dursa da hedef kitlenin çocuklar olduğu bir filmde gayet normal. Bu kadarı bile başarılı denebilir. Günümüzde animasyon filmlerinin artık bilgisayarla yapıldığını göz önünde bulundurursak, tamamı elle çizilmiş (ama bilgisayardan geçirilmiş) bu filmin yeni nesil çocuklara değişik geleceğinden şüphem yok.
                    
Bir de olayın şu tarafı var: 17 yıl içerisinde teknolojinin de ilerlemesi ile ne çizgi filmler, ne animasyonlar gördük. Çıtanın bu kadar yükseldiği günümüzde aynı film, sadece 3d'ye dönüştürülerek aynı etkiyi 17 yıl sonra da yaratabilecek mi? Kesinlikle evet..
                
                
Bizim neslimizin bir kez daha geçmişi düşünerek, anılarını hareketlendireceği bir film Aslan Kral. Yeni kuşak çocuklarında bayılarak izleyeceği bir Afrika macerası. Hala izlemediyseniz şiddetle tavsiye ederim bu Oscar ödüllü animasyonu / çizgi filmi.     (9/10)

                  
Geçen hafta korku ustası John Carpenter'in son filmi Koğuş / The Ward'i izleme şansı buldum. Büyük bir beklenti ve umutla izlemeye başladığım film, hayal kırıklığı ile son buldu. Sanki John Carpenter değil de herhangi birinin çektiği, basit, saçma, efektten yoksun bir filmdi Koğuş. Bu kadar sene sinemadan ayrı kalmış usta yönetmenin dönüşü böyle olmamalıydı. Koğuş'un finali yaklaşık 8 yıl önce izlediğimiz bir korku filmimin birebir aynısı diyebiliriz. Gerilimi düşük, neredeyse komik makyaj efektleri ile filme konsantre olabilmek ne mümkün. Son saniyesindeki klasik zıplatma taktiği bu filmde de atlanmamış. Sonuç olarak vakit kaybı bir film Koğuş / The Ward. Yine de ustaya saygıdan izlenebilir.. (4/10)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder