23 Ekim 2011 Pazar

Salgın Yayılıyor !!



Bu hafta yine birbirinden farklı beş yeni film gösterime girdi. Bunların içinde Salgın / Contagion ise yönetmeni ve kadrosu ile öne çıkan bir yapım.
  

Yönetmen Steven Soderbergh'i Trafik filmi ile Oscar aldıkta sonra daha iyi tanır olduk. Yeri geldi yıldız oyuncusu bol, yüksek bütçeli filmlere imza attı, yeri geldi 2 haftada çektiği düşük bütçeli, bağımsız filmler ile anıldı. Sonuçta filmografisi bayağı zengin bu yönetmenin kendine ait bir tarzı var ve belli bir hayran kitlesine sahip.
     

Salgın'ın kadrosu da çok zengin. Matt Damon, Gwyneth Paltrow, Kate Winslet, Jude Law, Laurence Fishburne, Marion Cotillard, Jennifer Ehle gibi çoğu Oscar ödüllü bir sürü oyuncu bu filmde bir araya geliyor. Hikaye sadece bir kişi etrafında dönmediği için tüm bu sayılan isimler başrol kabul edilebilir. Her birinin çok fazla rolü olmasa da kısıtlı zamanda başarılı performanslara imza attıklarını söyleyebilirim.
  

Yazımın bu kalan kısmını eğer filmi izlediyseniz veya izlemeyi düşünmüyorsanız okumanızda fayda var çünkü sürprizi(!) bozacak kısımlar içeriyor ilerleyen satırlarda. Eğer filmi izlemeye niyetliyseniz afişler arasındaki kısmı atlayıp direk son paragrafa geçebilirsiniz.


Hikaye, isminden de anlaşılacağı, üzere dokunma yoluyla bulaşan bir virüse karşı mücadeleyi konu alıyor. Yönetmen bize olayları gün gün sunuyor ve her geçen günde virüsün yayılışına ve onu durdurmak için yapılan uğraşlara tanık oluyoruz. Film 2. gün ile başlıyor. Afişte bile resmi bulunan Gwyneth Paltrow'un ilk 5 dakika içinde hastalığa yakalanıp ölmesi şaşırtıyor. Bana her zaman "soğuk" gelmiş olan Gwyneth Paltrow, başarılı bir ölüm performansı sergiliyor. Kocası rolündeki Matt Damon'un bu ölümü kaldırması, hatta akabinde küçük oğlunun ölmesi karşısında verdiği tepki kesinlikle yetersiz. Artık buna senaryo açığı mı dersiniz yoksa saçmalığı mı, takdiri size bırakıyorum. Başta Marion Cotillard olmak üzere diğer oyuncuların tamamı sade ve doğal bir şekilde oynuyorlar. Şu sıralar Mildred Pierce mini dizisi ile gündemde olan ve oyunculuğunda bir çıta daha yükselten Kate Winslet'in soyunmadığı nadir filmlerden biri Salgın.
     

Filmi izlerken bir sürü soru takılıyor akıllara. Bu adam nasıl bağışıklık sağlamış bu virüse? Bu virüs nerden çıktı şimdi? Bu ilaç ta ne şimdi? gibi soruların bir kısmı en sonunda basitçe cevaplanıyor. Zaten final sahnesi 1. günü, yani virüsün nasıl başladığını gösteriyor. Pek tatmin edici olduğu söylenemez. Ayrıca filmde birbiriyle kesişen bir çok yan hikaye mevcut. Bunlardan bazıları çok vakit ayrılamadığı için havada kalıyor. Ama filmin yaptığı eleştiri ve değindiği noktalar dikkat çekici. İnsan hayatının önemi, öncelikli kişiler ve ilaç firmalarının / fabrikalarının duruşu bulardan bir kaçı.. Aslında bu filmin benzeri bir durumu, H1N1 yani domuz gribi adı altında yaşamadık mı iki sene önce? Hatırlayın milyonlarca aşı alan ülkemiz kimbilir kimlerin ceplerini doldurdu. Sonuç ne peki? Ziyan.. Bu yüzden filmin türü için gerçeklik payı taşıyan bilim-kurgu da diyebiliz.


Yönetmen bize hikayeyi kendine has bir anlatımla, belgesel tadında sunuyor. İzlerken akla oscar aldığı Trafik filmi geliyor, ama onun kadar etkileyici olamıyor maalesef. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim; virüslü filmler içinde en iyiler arasına girecek bir yapım Salgın / Contagion. Bu haftanın öne çıkan ve atlanmaması gereken yapımlarından. Yönetmenin en iyi filmi değil belki ama eleştirmenlerce beğenilmiş, iyi bir gerilim filmi. Tavsiye ederim.. 

(7.5 / 10)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder