20 Aralık 2011 Salı

Sherlock Holmes ile 2. Randevu



2009 yılında vizyona giren, Guy Ritchie'nin yönettiği Sherlock Holmes filmi eleştirmenlerce beğenilmiş bir uyarlamaydı. Daha önce de beyazperdede boy göstermiş olan ünlü dedektifin bu son macerası izleyicilerden de büyük ilgi görünce devam filminin çekilmesi kaçınılmaz olmuştu. Nitekim daha film vizyondayken hazırlıklar başlamıştı bile. Nihayet ilk filmden tam iki sene sonra, James Bond'un esin kaynağı olan bu dedektifin yeni filmi Sherlock Holmes: Gölge Oyunları gösterime girdi.

Sherlock Holmes'un orjinal hikayeleri her ne kadar ülkemizde fazla popüler olmasa da bu sefer önümüzde sadık bir uyarlama duruyor. Bu filmde baş kötü olarak Holmes'un hikayelerdeki can düşmanı Profesör Moriarty ete kemiğe bürünüyor. Aslında ilk filmden bağımsız bir hikaye olmasına rağmen küçük detaylar ilk filmin kaldığı yerden devam ediyor. Dr. Watson'un düğünü ve Holmes'un Irene Adler ile ilişkisi önceki filmden miras niteliğinde. Ama bu sefer asıl kız Rachel McAdams (Irene Adler) değil maalesef. Onun yerine orjinal Ejderha Dövmeli Kız olan Noomi Rapace, Falcı Simza karakteri ile rol çalıyor.
Oyunculuklar aynı ilk filmdeki gibi çok başarılı. Robert Downey Jr. ve Jude Law ikilisinin kimyası romantik-komedileri aratmayacak cinsten. Daha esprili, daha eğlenceli.. Tabii yine çok zekice. Richard Harris'in oğlu Jared Harris, başarılı bir James Moriarty profili çiziyor. Sherlock Holmes'un abisi Mycroft Holmes filme dahil olan yeni karakterlerden. Irene Adler'in rolünün azlığı bende hayal kırıklığına neden olsa da, karakter bakımından zengin olan hikaye bunu telafi etti.

İlk filmdeki tekniğe alışkın olan izleyici için şaşırtıcı bir durum yok bu filmde. Çünkü yine aynı yönetmen, bu sefer farklı senaristlerle kamera arkasında.. Çekimler hemen hemen aynı gibi. Ama göze çarpan gelişmeler bir hayli mevcut. Daha fazla yavaş / hızlı çekim aksiyon sahneleri gibi. Kostümler ve dekorlar özenle hazırlanmış. Planlar müthiş. Kurgu yine çok başarılı. Hatta daha bile iyi. Kısaca filmin teknik kısmı tek kelime ile harika. 


Guy Ritchie bir kez daha konuşturuyor dersem yeridir. İp uçlarından yararlanarak Holmes'ın olayları zihninde canlandırdığı, beyin fırtınası yaptığı sahneler ilk filme göre daha fazla ve daha çok yayılmış filmin içine. Akıllarda oluşan soruların cevapları en sonda patır patır dökülmüyor bu sefer, sahnesi geldiğinde bir basamak gibi yer alıyor, cevaplanıyor diyebiliriz. 

Filmin öne çıkan iki sahnesi var gerek aksiyon gerekse komedi bakımından epey zengin olan. İlki trende geçen sahnelerin tamamı. İkincisi ise silah fabrikasından kaçtıkları sahneler, ki bu sahneler aksiyonun tavan yaptığı kısımlar. Bu bakımdan filmin ikinci yarısının ilk yarıya göre daha hareketli olduğu söylenebilir.

Sonuç olarak yine karmaşık, kompleks ama seyirciyi rahatça içine çeken bir Sherlock Holmes macerası sunuluyor önümüze. Sinemada iyi vakit geçirmek, eğlenmek için birebir. İlk filmi sevenlerin kaçırmayacağı, mutlaka izlenmesi gereken bir yapım Sherlock Holmes: Gölge Oyunları / Sherlock Holmes: A Game of Shadows  (8.5/10)

Bu filmi Kent Meydanı Avşar Sinemaları, Salon 4'te izledim. İlk defa girdiğim bu salonun perdesi beni çok etkiledi açıkçası. Çok geniş, boydan boya.. Yakından incelediğimde özel üretim olduğunu, normal sinema perdelerinden farklı bir materyal kullanıldığını gördüm. Böylece perdeden daha net görüntü yansıyordu. Zaten stadyum tipi yerleştirilmiş rahat koltuklarından her seferinde bahsediyorum.. Sonuç olarak sinema tercihlerinde bu tip teknik detayları da göz önünde bulundurmanızı öneririm.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder