23 Ocak 2012 Pazartesi

Ejderha Dövmeli Kız (US Versiyon)



Ben bu kitap okuma ve filmini izleme işini iyice çözdüm. Bundan sonra filmini izlemeyi düşündüğüm kitabı sadece yarım olarak okuyacağım, filmi izledikten sonra da kitabı bitireceğim. Nitekim Bir Gün / One Day filminde bu taktik başarı ile sonuçlanmıştı. Şimdi Ejderha Dövmeli Kız / The Girl With The Dragon Tattoo içinde aynısını yapıyorum.

Steig Larsson'un çok satan Ejderha Dövmeli Kız romanı daha Türkiye'de basılmadan önce arkadaşım DJ Arzu bahsetmişti uzun uzun. Bir kitap hakkında bu kadar olumlu bir eleştiri dinlememiştim kendisinden daha önce. Ben orjinalini alana kadar zaten Türkçesi raflarda yerini almıştı. Hemen satın aldım kitabı.. Büyük bir heves ve merakla okumaya başlamıştım ama tam yarısındayken ne olduysa kitabı kaldırdım ve bir daha devam etmedim. O sırada üçlemenin diğer kitapları çıktı, onları da aldım ve yerleştirdim kitaplığıma. Bu sırada İsveç yapımı filmler sırayla vizyona girdi, izlemedim. Çünkü Amerikan versiyonunu David Fincher yönetecekti ve ben, bu film tamamlanana kadar Ejderha Dövmeli Kız'a bir mola vermiştim.                       
Yazılı ve görsel medya üzerinden bir sürü haberler okudum filmle ilgili. Ama itiraf ediyorum beklediğimden epey geç vizyona girdi.. Hastalık sürecim, ateş, grip, vs.. derken filmi vizyona girdikten tam dokuz gün sonra izleyebildim. Zaten kitabın yarısını okumuş, hayal meyal olayların bir kısmını hatırlıyordum ama bu sürprizli polisiye-gerilim kitabın devamını okumadığıma da film esnasında hiç pişman olmadım. Böylece ikinci yarı daha merakla izledim filmi. Ama çok hızlı geçtiğini düşündüğüm bazı detayları eminim ki okurken daha rahat anlayacağım.

Öncelikle filmin konusundan bahsetmek istiyorum; Gazeteci Mikael Blomkvist ispatlayamadığı bir haber sonucu dava kaybediyor. Aslında sadece bir davayı değil yüklü bir para ve prestij kaybına da uğruyor. Bu esnada Henrik Vagner isimli büyük bir iş adamı (Bizim Sabancılar gibi..) kendisinden, yeğeni Harriet'in 40 yıl önceki ölümünü araştırma konusunda yardım istiyor. Filmin temel öyküsü aslında bu ama Gazeteci Mikael Blomkvist'e araştırmada yardımcı olan Lisbeth Salander başlı başına ayrı bir olay zaten..

Yönetmen koltuğunda son yıllarda aldığı ödüller ile de dikkat çeken usta yönetmen David Fincher var. Yine de hatırlayamayanlar için bir kaç örnek vereyim: Seven, Panic Room, The Social Network, Fight Club, Zodiac.. Sanırım nasıl bir isimden bahsettiğimi anlamışsınızdır. Özellikle kamera kullanımı konusunda kendisine hayran olduğum yönetmenin (Panic Odası filminde tek bir kurguda, tek bir kamera hareketi ile anahtar deliğinden girip çatıya kadar dolaştığı o sahne resmen bir efsane.) çok başarılı filmlere imza attığı bir gerçek. Oscarlarda şimdilik iki adaylığı olsa da filmlerinin bir çok ödül aldığını da belirteyim. 

Teknik anlamda Ejderha Dövmeli Kız'ın kusursuz derece de iyi olduğunu söyleyebilirim. İsveç versiyonundan daha iyi imkanlara sahip olunması Amerikan versiyonunu öne çıkaran unsurlardan. Bir ekip çalışması olarak İsveç'in karla kaplı bembeyaz ortamında yaratılan o koyu atmosfer seyirciyi tamamen içine çekiyor ve 160 dakika boyunca da bırakmıyor. Seven ve Zodiac'ı da yönetmiş olan David Fincher için zor bir çalışma olduğunu zannetmiyorum çünkü içerik olarak bu üç filmde benzer unsurlar içeriyor.

Film sinemalarda 18+ ibaresi altında oynuyor ki içerdiği bazı sahneler bu yaş sınırının hakkını gerçekten veriyor. Sert bir tecavüz sahnesi, bir o kadar sert intikam sahnesi, Lisbeth karakterinin cesur sahneleri ve zaten konunun detayı filmin neden bu akıllı işaretlerin tamamını aldığını açıklıyor. Şiddeti bile Fincher tarzında izliyoruz. İzlerken de ister istemez versiyonları karşılaştırmaya devam ediyoruz. 

Başrollerde nam-ı değer son James Bond Daniel Craig ve Rooney Mara var. Diğer rollerde ise taze Altın Küreli Christopher Plummer, Stellan Skarsgard, Robin Wright, Joely Richardson gibi yıldız bir kadro bulunuyor. Ama maalesef oyunculuk anlamında harikalar yaratan tek bir kişi bile yok filmde. Özellikle Altın Küre Ödül Töreni'nde Rooney Mara'nın aslında Lisbeth Salender karakterinin gerçek hayattaki hali gibi olduğunu görünce kendisinin hiç bir rol yapmadan, tamamen kendini oynadığını farketmiş bulunmaktayım. Ya da karakteri o kadar benimsemiş ki normal hayatına bile yansımış bu durum. Az önce de dediğim gibi diğer oyuncuların da göze çarpan bir performans sergilediklerini söyleyemeyeceğim. Ama yinede on numara bir yönetmenin yönetiminde rahatça kurtarılıyor tüm olumsuzluklar.

İsveç versiyonundan hemen 2 sene sonra, başka bir yönetmenin bakış açısıyla anlatılan Ejderha Dövmeli Kız, sınırları zorlayan bir yapım. Romandan daha sönük ilerleyen film uzun süresine rağmen ne yazıkki her uyarlama gibi tüm detayları barındıramıyor. Ama sonuna kadar gizemini koruyan bir film. Sert bir polisiye-gerilim filmi olan Ejderha Dövmeli Kız'ı türün fanatiklerine kesinlikle tavsiye ederim. Kitabı okumuşlar ve/veya İsveç versiyonunu seyretmişler için büyük bir hayal kırıklığı olmasa da farklı bir bakış açısıyla yeni bir deneyim bu yeni film. (8/10)

Filmin yapımcı şirketi Sony, üçlemenin diğer iki filmi içinde yeşil ışık yakmış durumda..



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder