20 Şubat 2012 Pazartesi

Fetih 1453, 1-4-5-3


                           
3 senedir söylentileri ile bir efsane haline gelen Fetih 1453, nihayet 'sessiz sedasız' (!?!) gösterime girdi. Normal filmlerin aksine cuma yerine perşembe günü, ismi gibi 14:53 seansı ile vizyonu başlayan film, Türk sinemasının en yüksek bütçeli filmi. 17 milyon $ gibi Türk sineması için büyük, Hollywood sineması için gayet küçük bir bütçe ile çekilen film, öncelikle fragmanı ile büyük ilgi toplamıştı. Nitekim 4 gündür yüzlerce salonda kapalı gişe oynayan film, muhtemelen en iyi açılış rekorunu da kırmıştır.
                                   
Fetih 1453, adı üstünde, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethini anlatıyor. Gerçek bir hikaye.. Başı sonu belli.. Film vizyona girer girmez sosyal medyada çıkan espriler: ''Fetih 1453'ün sonunu söyliyeyim mi? Evet evet İstanbul'u alıyoruz..'' 14 sene evvel Titanik vizyona girdiğinde de ''Filmin sonunu söyliyeyim mi? Gemi battı..'' gibi esprileri yapan bizler için pek farklılık teşkil etmiyor. Özellikle televizyonda yayınlanan Muhteşem Yüzyıl ile Osmanlı dönemine merakın arttığı bir dönemde vizyona girerek, dizinin yarattığı savaş sahnesi izleme isteğini fazlasıyla tatmin edecek görünüyor.      
                           
Filmin en öne çıkan unsuru efektleri. Epey masraf edildiği ortada ve gayet başarılı bir çalışma olmuş. Ama biraz fazla abartıldığını düşünüyorum. Sanki milyonlarca kişi kuşatmaya katılmış gibi bir hava var. Tanık olduğumuz sadece Sultan Mehmet'in de bulunduğu tek cephe. Toplar, oklar, mancınıklar, vs. ile müthiş savaş sahneleri yapılmış.. Çok iyi ama, fazla ve uzun.. Bazı sahnelerdeki ses efektleri yerleri, koltukları titretsede diğer örneklerinde olduğu gibi tema müziği daha baskın çıkıyor. O meşhur gemilerin karada yürütüldüğü sahneye gelince; birden paldır küldür filmin içine sokulmuş gibi.. Öncesi ve sonrası muamma. Sonraki sahnede yine aynı cepheden İstanbul'a girilmesi kafa karıştırıcı. Ne oldu o gemilere Haliç'e indikten sonra? Daha böyle soruların cevapsız kaldığı bir sürü olay var. O curcuna da kimin nerden savaşı izlediği de düşündürücü. Surların dibinde savaş oluyor, başroldeki kızımız arkası tamamen flu, bir yerde durmuş, sanki 3 metre ötesindeki bir olayı izleyip kahroluyor. Tabii bir noktadan sonra da komik gelmeye başlıyor. Tüm karakterlerin müthiş İstanbul Türkçesi konuşmalarına değinmiyorum bile. Yan hikayelerin durumu da pek parlak değil. Mesela tünel kazanların hikayesi daha iyi ve etkileyici işlenebilirdi. Buraya kadar yazdıklarımı kısaca özetleyecek olursam; filmin ana hikayesi iyi ama senaryosu çok kötü. Bu kadar hazırlığa rağmen yeterli olmamış. Aslında filmde efektlere ve savaş sahnelerine o kadar önem verilmiş ki gerisi boşlanmış resmen. 17 milyon $'dan da bir şaheser beklenemeyeceği için bu kadarla idare etmekte biz izleyiciye düşüyor. Eminim yapımcıda 100 milyon $ olsa, çok çok daha süper sahnelere imza atılabilirdi. Bu filmin yapımcısı ben olsam şöyle savunurdum filmimi: ''Amerika'nın ıvır zıvır romantik-komedi bütçesi ile çektiğimiz bu filmi öpüp de başımıza koymak gerek. Çok paramız vardı da biz mi harcamadık? Ama elimizden gelenin en iyisini yaptığımızdan da şüpheniz olmasın.''
                                  
Filmin efektleri dışında kostümleri de çok iddialı. Bu konuda titiz bir çalışma yapıldığı kesin. Ama aynı özen oyuncu seçiminde gösterilmemiş. Filmdeki oyunculukların çok başarılı olduğu söylenemez. Sultan Mehmet profilinin senaryoda çok iyi çizilememesine rağmen, oyuncu Devrim Evin'in gayet başarılı olduğunu söyliyebilirim. İbrahim Çelikkol'un iyi bir oyunculukla hayat verdiği Uluabatlı Hasan'da filmin dikkat çeken karakterlerinden ama biraz yüzeysel işleniyor. Diğer oyuncuların neredeyse tamamı vasat performanslara imza atıyorlar, sanki müsamere sergiliyorlar. Daha önce Büyü filmindeki cesur sahneleri ile dikkat çeken Dilek Serbest maalesef çok kötü. Oyuncu seçiminde daha iyi olunabilirdi.  
                           
Buraya kadar filmin negatif yönlerine dikkat çeksemde bir bütün olarak baktığımda yönetmen ve yapımcı Faruk Aksoy'u tebrik etmek lazım. İddialı bir konuyu ve türü beyazperdeye taşıyor Fetih 1453 ile. Epik bir savaş-draması.. Bu zamana kadar nice Malkoçoğlu filmlerini barındıran Türk Sineması, en iddialı tarihi filmi Fetih 1453 ile teknik açıdan çığır atlıyor. Efektler, kurgu ve planlar kesinlikle kötü değil. Savaş esnasında saplanan oklar, kopan kollar, bacaklar, vs. çok gerçekçi. Bu yakın çekimlerin, genel planlara göre daha iyi olduğunu düşünüyorum. Ulubatlı Hasan ile Cenevizli şövalye arasında yapılan kılıç dövüşleri çok ustaca çekilmiş. Sadece süresi biraz uzun, bayıyor.. 
                             
Filmin süresi 160 dakika ki tarihi filmlerin ortalama süresi bu kadar zaten. Aslında montaj aşamasında biraz daha kısaltılabilirdi film. Hem daha fazla seans konabilirdi hem de seyirciyi filme bağlamak daha kolay olurdu. Senaryo daha iyi olsa zaten salondakileri içine çekecek ve hiç bırakmadan finale getirecek ama ne yazıkki film bunu yapamıyor. Geneli ile erkek izleyicilere hitap eden film, Biscolata reklamlarına taş çıkarır sahneleri ile de bayan izleyicilere göz kırpıyor. 
                                  
Sonuç olarak beklenti aşırı yüksek tutulmadığında beğenilecek bir yapım Fetih 1453. İzlerken milli duyguları kabarttığı bir gerçek. Ama şunu rahatlıkla söyleyebilirim; çok çok daha iyi olabilirdi. Cennetin Krallığı gibi türün örneklerinin yanında bizim tarihimizle ilgili başarılı bir çalışma Fetih 1453. Gişe olarak yeni bir rekora imza atacağından şüphem yok ama daha iyi sonuçlar görmek isterdim açıkçası. (7/10)



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder