27 Şubat 2012 Pazartesi

Marilyn Monroe ile Bir Hafta


                              
Efsanevi aktris Marilyn Monroe, trajik ölümünden sonra defalarca kez beyazperdeye konuk oldu. Çeşitli oyuncuların hayat verdiği ünlü oyuncuyu, son olarak Michelle Williams'ın performansı ile izliyoruz. 2 Oscar adaylığı bulunan film, törenden hemen önce de sinemalarımızda kısıtlı vizyon şansı buldu.
                                            
Öncelikle şunu belirteyim; daha fragmanı izlediğinizde Michelle Williams'ın çok başarılı bir protre çizdiğini anlıyorsunuz. Çünkü sadece Marilyn Monroe'yu oynamıyor, resmen onu yaşatıyor. Mimiklerinden hareketlerine, bakışlarından konuşmasına kadar role nasıl da cuk diye oturduğunu seyirciye ispatlıyor. Daha önce de törenlerden eli boş dönmeyen, 69. Altın Küre Töreni'nde Müzikal/Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu seçilen Michelle Williams, Oscarında en büyük adaylarındandı. Ama en güçlü rakipi Meryl Streep 30 senenin ardından heykelciği evine götüren isim oldu. Törendeki beklentim Michelle Williams'ın ödülü almasından yanaydı ama kesinlikle şunu söyliyebilirim ki; en çekişmeli kategori buydu bu sene.
                         
Aslında bir tek Michelle Williams değil, diğer tüm oyuncuların performansları büyüleyici. Filmin 2. Oscar adaylığını alan Kenneth Branagh, gerçekten oscarlık bir oyunculuk sergiliyor Laurence Olivier rolü ile. (Ama ödülü en hakeden rakibine, Christopher Plummer'a kaptırdı.) Filmin kadrosu usta isimlerden oluşturulmuş: Judi Dench, Eddie Redmayne, Emma Watson, Julia Ormond, Toby Jones, Dominic Cooper bu isimlerin sadece bir kaçı. Kesinlikle cast çalışması çok doğru olmuş ve filme en büyük artıyı kazandıranın bu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
                                 
Filmin senaryosu Colin Clark'ın günlüklerinden uyarlanmış. Yani gerçek bir hikaye izliyoruz perdede. (Ama gerçekliği tartışılan bir durum.) Film, Marilyn Monroe'nun 'The Prince and the Showgirl' filminin çekimleri için İngiltere'de bulunduğu süreyi, yönetmenin 3. asistanı olan genç Colin'in gözünden anlatılıyor. Hikaye aslında çok etkileyici.. Olayların gerçek oluşuna bir de başarılı oyunculuklar eklenince film büyüleyici bir hal alıyor. Maalesef senaryoda eksiklikler var tabii. Zaman zaman düşen tempoyu ne yazıkki filmin en başarılı ismi, Michelle Williams bile yükseltemiyor ama bu anlar filmin içinde çok az yer tutuyor. Senaryo kesinlikle kötü değil. Hatta beklenenden iyi.. Zaten senaryo Marilyn Monroe merkezli olmak yerine Colin'i merkez alıp hikayeyi Marilyn Monroe ile süslüyor. 
                             
Marilyn ile Bir Hafta, yönetmen Simon Curtis'in ilk filmi. Bir ilk film olarak gayet başarılı bir çalışma.. İngiltere'nin arka fondaki güzelliği, yani filmin planları çok güzel. Teknik olarak da filmin yeterince başarılı olduğunu söyleyebiliriz. Yönetmenin en büyük şansı ise çok iyi yapılmış cast çalışması.
              
Sonuç olarak; Marilyn Monroe'nun 1956 yılında, kısa bir dönemine şahit oluyoruz filmi izlerken. Michelle Williams, o dönem 30 yaşında olan Marilyn Monroe'yu tekrar ete kemiğe bürüyor, resmen diriltiyor. Belki yüz / görüntü olarak yakalayamasa bile, ruhunu çok iyi taşıyor. Özellikle film çekimlerinde sanki Marilyn'in kendisini izliyoruz. Sadece bu yüzden bile izlenmesi gereken bir yapım Marilyn ile Bir Hafta. Etkileyici bir hikaye, iyi bir drama.. (9/10)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder