23 Mayıs 2012 Çarşamba

Bal-Kan Topraklarında Kan ve Aşk


'Bal' ve 'Kan'.. Yani Balkan.. İngilizcesi ise 'Honey' ve 'Blood'.. Angelina Jolie'nin ilk yönetmenlik denemesi olan filmi Kan ve Aşk / In the Land of Blood and Honey (Balkan Topraklarında), ismini buradan alıyor işte. Yakın geçmiş zamanda, daha 20 yıl önce Avrupa'nın göbeğinde, Balkanlarda yaşanan o insanlık dramını beyazperdeye taşıyor. 
                     
Dün gibi hatırlıyorum. Daha ilk okuldaydım, hemen dibimizde, Balkanlarda bu savaş patlak vermişti. Sırp 'kasaplar', Bosnalı Müslümanları katlediyorlardı. O zamanlar çocukluğun verdiği bir olguyla savaş olaylarını yüzeysel duyuyor, biliyordum. Ama acının büyüklüğünü yıllar geçtikçe öğrenmiştim. Binlerce erkek ve çocuk 21. yüzyıla bir kaç sene kala türlü işkencelere maruz kalmış ve taranarak öldürülmüştü. Bir sürü kadın sadece işkence görmemiş, cinsel saldırılara ve tecavüzlere uğramışlardı. Bu büyük trajedi, insanlık dramı ve ayıbı, 3 senelik bir savaş döneminden sonra tarihteki yerini aldı. O zamanlar benim gibi çocuk olanlar şimdi birer yetişkin birey oldular. Ama bir çok kişi bu katliamı unutmadı..
                  
Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi, Oscarlı oyuncu Angelina Jolie'de bu savaşı baz alarak yazdığı senaryoyu 2011 yılında hayata geçirdi. Bizzat Bosna Hersek'te ve Sırbistan'da yapılan çekimlerde İngilizce ile birlikte Sırpça'yı kullandı. Aslında Angelina Jolie ismi haricinde filmin hiç bir yeri Amerikan değil. Belli başlı festivallerde ve kısıtlı dağıtım ile vizyon şansı bulan filmin Türkiye vizyon tarihi ise 25 Mayıs.
                     
Film, Bosna Savaşı'nı tüm çıplaklığı ile gözler önüne seriyor. Tecavüzler, acılar, toplu katliamlar, keskin nişancılar, dünyanın duyarsızlığı, BM'nin acizliği, Sırpların o gözü kan bürümüş halleri, vs. tamamı bu filmin içinde mevcut. Tabi kıyısından köşesinden bir romantizmde eklenmiş bu gerçekliğe. Müslüman bir kadın ile Sırp bir üst düzey askerin aşkı. Tabi bu aşkı daha çok seks ile ele alıyor Angelina Jolie filmde. Bu iki karakterin birbirlerine aşık olduğuna bir türlü inanamadım filmi izlerken. Ama bunun haricindeki bütün kısımları tüylerim diken diken izledim. Bu arada Sırpların Türklerden ne kadar nefret ettiğini senaryodaki bir iki detaydan bir kez daha anladım. Senaryo demişken; epey bir eksiklik olduğu ortada. Bu eksikliklerin teknik anlamda da filmi olumsuz etkilediğinin altını çizerim. 
                      
Oyuncuların tamamının Sırp ve Boşnak olmasından mı bilemiyorum ama oyunculuklar çok donuktu filmde. Belkide o yöre insanlarına has bir durum bu. Nitekim çok yakın bir Sırp arkadaşımda o soğuk duruşunun arkasında çok sıcak bir insan barındırıyor ama keşfedebilene. Ne yazıkki oyuncular 127 dakika boyunca buna pek el vermiyor. Yine de kötü diyemem..
                   
Teknik olarak bir ilk filme göre gayet başarılıydı film. Artık gerçekten filmin tamamı Angelina Jolie'nin elinden çıkmışsa eğer, kadın işi biliyormuş derim. Tabii kurgudaki bazı aksaklıklar, geçişlerdeki o kararma-aydınlanmanın sıklığı ve bir takım kopuklukları saymazsak.. Sıkmıyor, baymıyor aksine kendini izlettiriyor. Birde olayları bilince, daha da etkileyici oluyor film. 
                         
Sonuçta ülkeler ve politikacılar var olduğu sürece savaşlar devam edecektir. Hemen dibimizdeki Irak Savaşı barış için mi oldu sanki? Her şeyde bir çıkar, bir menfaat söz konusuyken üç maymunu oynamaya devam ettikçe mi mutlu / huzurlu olunur peki? Arap baharı, dünya barışı, vs.. hepsi hikaye. Bu film gerçekleri anlatıyor. Belki de zamanında herkesin gözlerini kapatıp kulaklarını tıkadığı gerçekleri.. Angelina Jolie'nin ilk denemesi bence fena olmamış. Eğer izlenirse, çoğu kişinin belkide hiç duymadığı bu iç savaşı tüm dünya öğrenmiş / hatırlamış olacak. (8/10) 




Bosna Savaşı ve soykırım ile ilgili detaylı bilgi: http://tr.wikipedia.org/wiki/Bosna_Soyk%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1

                
                 
           
               
                  
Boşnak Savaşı'nın ve katliamın gerçek fotoğraflarıdır.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder