26 Mayıs 2012 Cumartesi

Vücut


Adana Altın Koza Film Festivali'nden eli boş dönmeyen Vücut nihayet vizyona girdi. Özellikle aldığı ödüller ile oyunculuk anlamında içinin boş olmadığını belli eden film, iddialı bir konu ile dikkat çekiyor.
         
Almanya'dan Türkiye'ye dönmüş porno yıldızı Leyla'nın son bir film teklifini kabul edip, sette İzzet ile tanışması ve birbirlerine aşık olmaları asıl hikaye. Ama filmin hem yapımcısı hem yönetmeni olan Yılmaz, İzzet'in çok şişman olan annesi ve kız kardeşi, Leyla'nın yıllardır görüşmediği ablası ise yan hikayeleri oluşturan kişiler. Filmdeki tüm karakterlerin kendi vücutları, fiziksel görüntüleri ile bir sorunları var. Kimi yaşın verdiği problemler ile boğuşurken, kimi hayatın, kimi şişmanlığın problemleri ile mücadele ediyor, kiminin de teşhircilikle ilgili sorunu.. Ama tüm bu fiziksel problemler kadınların sorunu olarak gösteriliyor.
          
Film, kadın figürünün erkeğin karşısında nasıl ezildiğini gösteren, anlamı seyirciye bırakılmış bir sahne ile başlıyor. Bu arada şunu belirteyim filmde giriş, gelişme, sonuç diye bişey yok. Durağan, uzun ve anlaşılması güç bir sahne ile başlıyor, kopuk kopuk sekanslar ile karakterlerin hayatlarına giriyor ve ilerlerken birden bitiyor. Biz seyirciler sadece karakterleri tanıyamadan, belli anlarına tanık olup, puzzle gibi hayatlarını kafamızda birleştirmeye çalışıyoruz.  


Şimdi açık olalım; Hatice Aslan'ın cesur bir oyuncu olduğunu bilip ve konu itibariyle de porno yıldızını canlandırıyor oluşu, özellikle erkek izleyiciler için bir tav noktası oluşturuyor. Filmin isminin Vücut oluşu ve afişteki erotik poz, seks satar mantığının bir ürünü olarak öne çıkıyor. Ama film bu düşüncedekiler için bile hayal kırıklığı oluşturuyor. 


Gelelim ödüllü bir film izlemek için bu filmi tercih edenlere.. Sadece Hatice Aslan'ın performansının çok iyi olduğunu söyleyebilirim. O bunalım karakterin psikolojisini, ezikliğini çok iyi yansıtıyor usta oyuncu. Anneyi oynayan Şeyla Halis'in de yaşadığı dramı izleyiciye aktarması gayet başarılı ama diğer oyuncular için bu kadar iyi düşünmek mümkün değil. Hatta bir noktadan sonra müsamere havasına bürünen film samimiyetsiz bir havada ilerliyor. Ne kadar usta oyuncu olurlarsa olsunlar Leyla ile İzzet arasında ilk etapta seks anlamında başlayan / başlamaya çalışan ilişkinin birden aşka dönüşmesi ve bunun birer sekansla anlatılması, filmdeki eksikliğin en büyük göstergesi. Kısaca film bir türlü akmazken seyirciden filme dahil olması nasıl beklenebilir? Heleki arabesk müziğin tavan yaptığı veya karakterlerden birinin ''kalp krizinden'' ölmesi, filmi yüzeysel izleyebilenleri güldürmekten öteye geçemiyor. Aslında büyük bir dramı arkasında saklayan çekirdek ailenin durumu, özellikle o trajik sahnelerde bile, her ne kadar iyi bir oyunculuk performansı olsa da, bırakın etkileyiciliği, komik birer sahnenin etkisinden öteye geçemiyor. Maalesef Vücut, bekleneni hiç bir şekilde yerine getiremiyor. Çıkış noktası ve temelindeki hikaye iyi olmasına karşı, senaryodaki eksiklikler yüzünden ne yazıkki izleyiciyi yakalayamıyor ve akılda kalıcı bir detay barındırmıyor. 
               
Bir kaç ay önce vizyona giren ve popüler dizi oyuncularını bir arada bulunduran Ay Büyürken Uyuyamam filmi aklıma geldi Vücut'u izlerken.. Bereket bu film, Ay Büyürken Uyuyamam'ın düştüğü hataların yanından (teknik olarak bile) pek geçmiyordu ama yine de izleyiciye yansıtılırken izlediği yol, artık satış pazarlama taktiği mi dersiniz bilemiyorum, tamamen bir hatalar silsilesi. İzlediğim salondaki seyircilerin yarısının film bitmeden salonu terk etmeleri de bunun en büyük kanıtı. Yinede filme nasıl yaklaştığınıza bağlı olarak değişebilir bu durum. Belki de filmi gözümde biraz fazla büyütmüşüm katıldığı festivallerden ötürü.. Şahsen ben pek memnun ayrılmadım salondan. O yüzden filme girmeden önce bir kere daha düşünmekte fayda var..  (3.5/10)
    


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder