15 Temmuz 2012 Pazar

Sanat Filminden Bozma Erotik Bir Uyuyan Güzel


Geçen sene Filmekimi festival programında ülkemizde de gösterilen Sleeping Beauty'yi izlemek istemiş, fakat yer bulamadığım için seyredememiştim. Genellikle festivallerde gösterilen ve dünya çapında çok kısıtlı bir vizyon şansı elde eden bu film, en sonunda ev sinemama uğrayabildi...
     
Film, üniversite öğrencisi Lucy'nın hayatından kesitler sunuyor bize. Hem okuyup hem de birkaç işte birden çalışıyor Lucy. Bir kahve dükkanında, bir şirketin fotokopi odasında, bir laboratuvarda, hatta kimi zaman fahişelik bile yapıyor.. Bir gün okul gazetesindeki iş ilanını arar Lucy. İşin içeriği; kodaman amcalara neredeyse çıplak bir şekilde yemek servisi yapmaktır 'özel' gecelerde. Bu işin devamında Lucy bir ilaç yardımıyla uyutulmakta, uyuduğu gecenin ardından da iyi para kazanmaktadır. 
      
Filmin kısaca konusu bu şekilde. Aslında kayda değer bir konu olduğu da söylenemez. Lucy'nin boka saplanmış hayatından kesitler izleriz film boyunca.. Yeri gelir uyuşturucu kullanır, yeri gelir barda yanına oturan adama oral seks teklif eder, kokain çekerek fahişeliğe soyunur, kahve dükkanındaki arkadaşıyla haplanıp seks yapar Lucy. Sonuçta vajinası bir tapınak değildir..
    
Filmin hem senaryosunu yazan hem de yöneten Julia Leigh'in ilk uzun metraj sinema filmi bu. Ama hangi kafayla yazmış bu senaryoyu bilemiyorum şuan. Yönetimi aslında fena değil. Sinematografisi iyi sayılabilecek filmlerden.. Yinede filmin en çıkmaz yeri senaryosu. Aslında çıkış noktası ve hikayenin temeli iyi ama devamı gelmiyor ne yazıkki. Bir çok yeri havada ve anlaşılması güç.. Mesela Birdmann kimdir? Lucy ile ilişkisi nedir? Filmin sonuna kadar bu anlaşılmaz. Filmin bitiminde bile tatmin edici bir sonuca ulaşılmaz. Lucy'nin hikayeleri hep yarım yarım film boyunca. Final bile.. 'Nasıl yani? Bitti mi??' diye şaşırıyor izleyici ister istemez. Kısaca çok şey söylemek ister film ama beceremez..
     
Peki filmin ismi neden Sleeping Beauty? Çünkü Lucy para uğruna bazı geceler uyutulmaktadır. 1988 doğumlu oyuncu Emily Browning'in hayat verdiği Lucy karakteri fiziği itibariyle yeni ergenleri andırmaktadır. Angelina Jolie ile yarışacak dudakları ile de seksicene bir kızdır gerçekten. Ve bu kız gerçekten uyuyan bir güzeldir. Ama öyle bir uyku ki kodaman, 70 küsür yaşındaki amcalar kız uyurken geceyi onunla geçirirler, o bilmez. Tecavüz, seks, hırpalama yok tabii ki. Pezevenkten bozma iş sahibi Clara özellikle uyarır çünkü: 'No penetration'
      
Daha önce Sucker Punch, The Uninvited ve Ghost Ship (küçük hayalet kız) gibi filmlerde yer alıp 'gelecek vaat eden genç yıldızlardan biri' kabul edilen Emily Browning, başrol oynuyor bu filmde. Açıkçası kendi çapında sınıf atlıyor. Küçük kız imajından sıyrılıp cesur bir oyunculuğa imza atıyor. Filmin büyük kısmında çırılçıplak yer alarak büyüdüğünü ispat etmeye çalışıyor gibi.. Ama kime? Şu bir gerçekki güzel ve masum görünen bir kızı film boyunca çırılçıplak sömürüyor yönetmen. İronilermiş, sembolizmmiş, Kubrick variymiş.. Filmi bu şekilde savunanlara kesinlikle katılmıyorum. 
     
Sonuç olarak sanat filmi olmaya çalışan bir yapım var önümüzde. Saçma, erotikten bozma, zengin, yaşlı, kırışık buruşuk amcaların bir kaç sapıklığına alet olan zavallı Lucy'nin sıkıcı hikayesi bu. Bizde bu sapıklığa, izleyerek alet ediliyoruz.. Tamamen bir hayal kırıklığı ve gereksiz bir vakit kaybı..  (4.5/10)
      
     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder