12 Ağustos 2012 Pazar

Gerçeğe Yeni Bir Çağrı


1990 yılında Paul Verhoeven'ın yönettiği Gerçeğe Çağrı / Total Recall, bilim-kurgu sinemasının kült örnekleri arasına girmiş filmlerden biridir. Philip K. Dick'in kısa bir hikayesinden uyarlanan filmin başrollerinde Arnold Schwarzenegger ve Sharon Stone yer alıyordu. 'İzletirken düşündüren' tarz olarak nitelendirebileceğimiz 90'lık Gerçeğe Çağrı, bir bütün olarak bakıldığında başarılı bir yapımdı. 
     
Şu bir gerçek ki Hollywood'da, özellikle bilim-kurgu türünde bir tıkanıklık söz konusu. Yeni konu üretiminde büyük bir sıkıntı olduğu ortada. Vizyona giren bilim-kurgu filmlerine baktığımızda ya remake dediğimiz yeniden çevrimler (Birebir veya farklı bakış açıları içeren) ya da prequel (Örneğin Prometheus) denilen asıl filmin öncesine dayanan hikayeler. 2010 yılındaki Inception / Başlangıç'tan beri iddialı ve orjinal bir bilim-kurgu senaryosuna rastlamadık vizyonda. 2012 yapımı Gerçeğe Çağrı ise orjinal filme bayağı bir sadık, ama detaylarda farklılıklar içeren bir yeniden çevrim..
     
Yakın gelecek.. Dünya kimyasal savaştan çıkmış ve iki bölgeden ibarettir. Birleşik Britanya Federasyonu ve Dünyanın tam zıt ucundaki Koloni. Douglas Quaid, Koloni'de yaşayan, evli, alt sınıf işçi takımından biridir. BBF'deki Robot üretim fabrikasında çalışan Doug, Düşüş (The Fall) adı verilen 'ulaşım vasıtası' ile 17 dakikada iki bölge arasında gidip gelmektedir. (Dünyanın çekirdeğinden geçerek..) Bir gün ''You tell us your fantasy, we give you the memory'' (Bize fantazini söyle, sana anısını verelim) sloganı olan Rekall isimli firmaya giderek hafızasına gizli ajan anısı yükletmek ister. Tam işleme başlarken firmaya baskın olur ve Doug'ın hafızasında bazı anılar / rüyalar şekillenmeye başlar. Karısının da dahil olduğu, gerçeklerin ve sanallığın birbirine karıştığı, iki bölge arasında patlak verecek savaşın ortasında bulur kendini. 
      
     
Orjinal versiyona göre detaylarda bayağı farklılıklar mevcut bu yeni çevrim Gerçeğe Çağrı'da. Örneğin senaryodan Mars olayları tamamen çıkarılmış. Tamamı kendi dünyamızda geçen, sadece iki bölge / ülke söz konusu.. İçerik olarakta hikayede ön plana çıkan aksiyon sahneleri çokça yer alıyor bu yeni versiyonda. Kısaca hikaye ve mesaj odaklı ilk filmin aksine, yeniden çevrim tamamen görselliğe ve aksiyona yaslıyor sırtını dersek yanlış olmaz. İki filmi karşılaştırınca yeniden çevrimin kültleşmiş ilk filmin gölgesinde kaldığı açık. Ama günümüz teknolojisi ile çekilen 2012 yapımı Gerçeğe Çağrı sunduğu görselliği, atmosferi, dünyası ile öne çıkıyor. Aksiyonun hakkını verecek sahnelere imza atıyor ve bu amaçla bilet alıp sinemaya giren seyirciyi memnun bırakıyor.
     
Filmin yönetmen koltuğunda Karanlıklar Ülkesi / Underworld serilerinden tanıdığımız bir isim; Len Wiseman oturuyor. Kendisini güzel oyuncu Kate Beckinsale'in kocası olarakta hatırlamak mümkün. Aksiyon içerik olarak kötü bir iş çıkardığı söylenemez ama nerde o Paul Verhoeven'ın yaratıcılığı.. Karakterlerin orjinal isimlerini koruduğu bu yeniden çevrimde Arnold Schwarzenegger yerine Colin Farrel'i izliyoruz. Hareketleri ve mimikleri ile o 'şaşkın' hallerini çok iyi yansıtıyor karakterin. Karısını ise 'yönetmenin eşi' kontenjanından Kate Beckinsale oynuyor. Kendileri ne yazıkki bir Sharon Stone değil ama Selene'den bozma dövüşçü hali bile seksapelitesini yukarılara taşıyor. Jessica Biel ise daha masumane bir direnişçi portresi çiziyor, en azından topuklularla aksiyon sahnelerinde yer almıyor.
    
Manyetik arabalarından yüksek şehirlerine kadar 2012'nin Gerçeğe Çağrı'sı görsel ve teknik açıdan muhteşem. Efektleri göz dolduruyor. Buna birde karmaşık olmayan bir kurgu ve soluksuz aksiyon eklenince sinemanın 'eğlence' ve geri dönüşünün 'para' olduğu Hollywood anlayışı bir kez daha ortaya çıkıyor. Gerçi ilk box office sonuçlarında film bütçesine göre beklenenin çok altında bir getiriye imza atsada, türün fanatiklerini ve eğlence severleri memnun ettiği açık. 
    
     
Kısaca, basite indirgenen senaryosu ve katlanan görselliği ile dikkat çeken Gerçeğe Çağrı / Total Recall, sinemada izlemeye değer aksiyon ve bilim-kurgu türünün son örneği. Sesleri ve tempolu müzikleri ile de eğlence dozunu yükselten film beklentileri karşılıyor ama orjinal filmin altında epey bir eziliyor. Sonuç olarak 90 yapımı film her zaman hatırlanmaya devam edecekken bir müddet sonra bu film unutulup gidecek.. Unutulmadan önce, fazla bir şey beklemeden, iki saatliğine sinemada eğlenip vakit geçirmekte güzel tabii..  (7/10)
     

Bu filmi Kent Meydanı Avşar Sinemaları'nda favori salonum 2'de izledim.. Kent Meydanı Avşar Sinemaları Müdürü Uğur Yıldırım'a sonsuz teşekkürler..



1 yorum:

  1. Cumartesi günü filmi izledim... Günümüz versiyon hali oldukça etkiliyeciydi... Aksiyon sahneleri güzeldi... Filmde askıda kalan konular varda ama yine de iyiydi... Ama favorim hala Kara Şovalye :))

    YanıtlaSil