16 Eylül 2012 Pazar

Balina Kurtarma Operasyonu


Bu yıl içinde vizyona girmiş ve şuanda da DVD'lerini raflarda bulabileceğiniz bir filmden bahsetmek istiyorum. Büyük Mucize / Big Miracle.. Afişinden de görüleceği üzere Özgür Willy gibi bir başka balina filmi. Hemen burun kıvırmadan önce şunu belirteyim; 1988 yılında yaşanmış gerçek bir hikaye Büyük Mucize. 
     
Hazır gerçek bir hikaye demişken filmin konusundan da bahsedelim; 1988 yılında, Amerika'da uzun ve sıcak geçen bir yaz mevsiminden sonra, Alaska eyaletinin Barrow kentinde ilginç bir olay gerçekleşir. Doğaları gereği yaz sonunda güneye göç etmesi gereken bir gri balina ailesi, buzların arasında sıkışıp kalmıştır. Şans eseri bir Eskimo tarafından bulunan ve amatör bir haberci tarafından görüntülenen balinalar önce medyanın, daha sonra çevrecilerin, iş adamlarının, hatta politikacıların ve dünyanın ilgisini çeker. Çeşitli yöntemlerle bu balinaları kurtarmak için herkes seferber olur.
     
Filmin ana hikayesi, yukarıda yazdığım gibi balinaları kurtarma operasyonu.. Ayrıca gerçek olduklarını filmin sonunda da gördüğümüz yan hikayeler de mevcut. Çevreci kız, amatör muhabir oğlan ve profesyonel güzel muhabir kız arasındaki aşk üçgeni, Beyaz Saray asistanı ve operasyonu yöneten asker arasındaki elektriklenme, mucit biraderler, hatta Beyaz Saray'ın 'gerçek' duruşu, balinalar haricindeki diğer hikayeleri oluşturuyor.. Aslında her ne kadar yüzeysel kalsalarda bir puzzle gibi balinaların tamamlayıcı unsurları oluyorlar. Filme romantizm ve komedi katan bu hikayeler sayesinde Büyük Mucize, sıkıcı bir drama (veya belgesel) olmaktan kurtuluyor. Senaryo basit, diyaloglar yoğun ve sıkıcı değil.. Kısaca, soğuk Alaska buzullarında sıcacık bir film izliyorsunuz..
     
Çocuk filmi tadında olan Büyük Mucize tanıdık yüzleri de bir araya getiriyor. Greenpeace üyesi, kalbi kırık Rachel rolünde Drew Barrymore'u, amatör muhabir rolünde Amerikan komedilerinin yeni yüzlerinden John Krasinski'yi, ve çalışkan, profesyonel kadın muhabir olarak Kristen Bell'i izliyoruz. Sade ve samimi bir şekilde, fazla bir şey gerektirmeyen oyunculuklara imza atıyorlar. Zaten başrol gri balinaların.. Bir kaç sahnede bilgisayar efektleri ile yaratılmış balinalar çok belli olsada, gerçek bir hikaye olduğunu bilen için olumsuz bir unsur değil. Hatta süre ilerledikçe balinaların akıbeti izleyiciyi de epey heyecanlandırıyor. Tabii hikayenin sonunu 24 yıl önceden hatırlayanlar için durum daha farklı olacaktır elbet. Bir not olarak; gişede umduğunu bulamayan film, yapımcılarına mucize yaşatamamış ne yazıkki. 
       
Fazla uzatmadan; önümüzde sıcak ve samimi bir aile filmi var. Film olarak izlemek fazla bişey katmıyor, izlememek ise bir şey kaçırtmıyor. Ama yaş sınırı olarakta 'genel izleyici kitlesine' hitap eden bu filmin, izleyicilerin hayvan sevgisine katkıda bulunduğu da bir gerçek. Balinaları sevelim, hayvanları sevelim, insanları da sevelim, börtü böcek bitki vs. herşeyi sevelim, Pollyanna'ya bağlayalım ve dünya barışı (world peace) deyip son noktayı koyalım.. :)  (6/10)
     


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder