5 Eylül 2012 Çarşamba

Pixar'ın Cesur Kızı


Disney Pixar'ın ilk kadın kahramanı, kızıl ve kıvırcık saçları ile İskoçya'dan kalkıp Türkiye'yi fethediyor. Pixar'ın 13. uzun metraj animasyonu olan Cesur / Brave, öyle bilindik bir tarihi prenses hikayesi sunmak yerine, günümüzde bile her ailenin yaşadığı iletişim problemine parmak basıyor.. 
      
Bu zamana kadar bir sürü Disney prensesi tanıdık.. Hepsi de beyaz atlı prenslerini bekliyorlardı bir şekilde. Hatta Karmakarışık ile hem Rapunzel hikayesine hem de prens & prenses aşkına farklı bir bakış açısı görmüştük. İşte bu 'aşk' hikayelerine farklı yaklaşımlar bu türe de yeni bir soluk getirdi diyebiliriz. Yıllar önce daha klasik hikayeler ele alınırken şimdi ise bu hikayeler farklı içerikler sunmaya başladı. 
       
Cesur ise tamamen orjinal bir hikaye ile yola çıkıyor. Bu hikayede ne bir beyaz atlı prens var ne de azılı bir düşman. Tamam, ortada kısa süreli bir cadı figürü var ama kim kızabilir ki bu komik cadıya? Neyse filmin konusundan bahsedecek olursak; 10.yy döneminde İskoçya'dayız. Kralın tek kızı olan Merida okçulukta usta, siyah atı ile dolaşmaya bayılan, dağa bayıra korkusuzca tırmanan, çılgın, cesur bir prensestir. Öyle bildiğimiz pasif prenseslerden değil yani.. İskoçya'daki barışın sürekliliğini sağlamak adına annesi ve babası onu ülkedeki diğer klanlardan birinin oğlu ile evlendirmek istemektedir. Aslında her başarılı erkeğin ardındaki kadın figürü olan anne, kraliçe Elinor, baştan sona bunu organize etmektedir. Asi, ergen kızımız ise buna şiddetle karşı çıkmakta, kendi kaderini kendisi çizmek istemektedir. Annesiyle yaşadığı hararetli bir tartışmanın sonunda ormana kaçan Merida, burada bir cadı ile karşılaşır. Biraz beceriksiz olan cadı, büyüde bir yanlışlık yapınca, annesinin ruhsal değil ama fiziksel dönüşümüne sebep olur. Şimdi bu büyüyü kaldırabilmek için 'anne' kız beraber hareket etmek zorundadır ve bu durum ikisinin inişli çıkışlı ilişkileri için önemli bir adımdır.
     
Filmin konusundan da belli olacağı üzere büyük çoğunlu nesil çatışmaları, ebeveyn-çocuk iletişimsizliği üzerine kurulu olan ana hikaye, bir çok dersi de barındıran türden. Pixar'ın ana çıkış noktasını oluşturan bu iletişim sorunu hikayede müthiş bir şekilde ilerliyor. Baştan epey komik, sonradan daha dokunaklı.. 
    
Zaten bir Pixar filmi ne kadar kötü olabilir ki? Bizi alıştırdılar hep gerek teknik, gerek içerik olarak en güzel animasyonları izletmeye, bu yüzden beklentiler de hep büyük oluyor.. Ve bir şekilde ekip olarak bu beklentileri karşılıyorlar.
     
Yukarıda da söylediğim gibi bu hikayede bir aşk teması, beyaz atlı prens yok. İyiki de eklenmemiş.. Bu prenses filmini farklı kılan noktalardan biri de bu olmuş çünkü. Zaten olsaydı süre bakımından filmi uzatacak, asıl vermek istediği mesajı boğmuş olacaktı. Genelde farklılık iyidir.. 'Kadını' ön planda tutan hikaye, Pixar için bir ilk diyebiliriz. Zaten hikayenin bir kadının (Brenda Chapman) elinden çıkmış olması, erkek karakterlerin neden ikinci planda kaldığını da gösteriyor.. Gerçi komedinin çoğu bu 'ikinci planda kalan' erkeklerden çıkıyor. Merida'nın fırlama üçüz kardeşlerinin de hakkını vermek lazım.. Kısaca ortada boş bir komedi yok..
    
    
Film teknik açıdan, diğer Pixar filmlerinde olduğu gibi, gayet başarılı. İskoçya'nın büyülü atmosferi (gitmiş, görmüş, bizzat bilen biri olarak) muhteşem bir şekilde yansıtılıyor perdeye. İster istemez Cesur Yürek bile geliyor insanın aklına. İskoçlara özgü detaylar atlanmıyor.. Animasyonlarda alıştığımız 3D olayı karanlık ve puslu İskoçya'yı daha da karanlık izlememize neden olsada, kesinlikle kusursuz bir deneyime imza atıyor. 
     
Aşk-ı Memnu izlediniz mi bilmiyorum ama Nebahat Çehre, yani Firdevs Hanım'ın dublajını yapan Gülen Karaman, bu filmde de Kraliçe Elinor'un dublajını yapıyor. (ki çoğu filmlerin Türkçe dublajlarında bu sesi hatırlamak mümkün) Merida'yı ise Beren Saat seslendiyor.. Ne demek istediğimi anlamışsınızdır. Gözlerinizi kapattığınızda sanki Aşk-ı Memnu'dan bir sahneyi dinliyor gibi olabilirsiniz.. Bu da küçük bir detaydı filmle ilgili.. :)
     
Her animasyon filminden önce alışık olduğumuz kısa bir animasyon filmi Cesur başlamadan öncede var. La Luna yani Ay isimli bu kısa animasyon diğer Pixar kısaları gibi sessiz (!) ve etkileyici.. 
       
Sonuç olarak Brave & Cesur tam tamına bir aile filmi. Anne, baba ve çocuk izlenmesi gereken cinsten.. Eğlenceli, etkileyici, dokunaklı, heyecanlı ve seyri gayet keyifli.. O yüzden kaçırmamanızı tavsiye ederim.  (8.5/10)
     


Fragmandaki ses Beren Saat'e ait değildir. Bu filmi Kent Meydanı Avşar Sinemaları Salon 6'da izledim. 3 boyutlu filmler için favori salonum kesinlikle.. Avşar Sinemaları Müdürü Uğur Yıldırım'a teşekkür ederim.


1 yorum:

  1. Kızımla izledik filmi... Çok güzeldi... Verilmek istenen mesaj da, hem kızım hem de benim tarafımdan alınmıştır... :)) Beran Saatin seslendirmesi de yerine oturmuştu...

    YanıtlaSil