27 Ekim 2012 Cumartesi

Başyapıt Adayı Bulut Atlası


Bilim kurgu türünün yüksek sıçrayışlar yaptığı filmleri son zamanlarda daha sık izler olduk. 2 yıl önceki Christopher Nolan'ın yazıp yönettiği Başlangıç / Inception, bu seneki Prometheus..  Derken The Matrix'i yaratan isimler Wachowski Kardeşlerin, Tom Tykwer ile ortaklaşa gerçekleştirdiği Bulut Atlası / Cloud Atlas.. Aylarca meraklı bekleyiş sona erdi ve sonunda Bulut Atlası, distribütor Chantier Films sayesinde ticari gösterimine tüm dünyadan önce Türkiye'de başladı.
      
Kimi romanlar vardır okuyucunun hayal dünyasını beyazperdeye taşıma konusunda iddialı olup fiyasko ile sonuçlanırlar. Mesela Peter Jackson gibi büyük bir ismin yönettiği Cennetimden Bakarken / The Lovely Bones.. Ama kimi zaman bunun aksi durumlar da olabiliyor: Koku / Parfume için 'beyazperdeye uyarlanması imkansız, kitabın duygusunu/kokusunu film ile yansıtmak mümkün değil' demişlerdi ama sonuç gayet başarılıydı. İşte bu Koku'nun arkasındaki isim Tom Tykwer ile The Matrix ile bilim kurgu dünyasında çığır açan isimler Andy ve Lana Wachowski güçlerini Bulut Atlası için birleştirdi. David Mitchell'in aynı isimli romanından senaryolaştırılan Bulut Atlası, 6 farklı zamanda geçen, 6 farklı türdeki hikayeyi izleyiciye sunuyor. 
        
Fimin oyuncu kadrosu bir yıldızlar geçidi gibi; Tom Hanks, Halle Berry, Jim Broadbent, Hugo Weaving, Jim Sturgess, Doona Bae, Ben Whishaw, James D'Arcy, Susan Sarandon, Hugh Grant ve niceleri.. Herkes farklı zaman dilimlerinde, farklı kimliklerle, yani birden fazla rolle çıkıyor karşımıza. Örneğin 1800'lü yıllarda ticaret gemisinde seyahat eden avukat ile 2100'lü yıllarda Sonmi ile devrim başlatan aynı kişi. Metaforların buluştuğu bağlantılar sayesinde bir döngüye şahitlik ediyoruz.. Bir halka, reenkarnasyon.. Böylece hikayeler zamandan bağımsız bir şekilde bağlanıyor birbirine. Farklı bedenler aynı ruhlarla buluşuyor. 
        
Oyunculuklar çok başarılı. Filmin planları kusursuz, büyüleyici.. Müziklerde dozunda ve epik hikayeye çok uygun. Makyaj teknikleri öyle ki oyuncular sadece farklı bedenlerde değil farklı cinsiyetlerde, farklı etnik kökenlerde hayat buluyorlar. Film teknik olarak tek kelime ile müthiş. Zaten en dikkat çeken kısım bu 6 hikayenin iç içe kurgulanması.. Kurgu resmen izleyiciyi 6 koldan sarıp sarmalıyor ve filmin içine çekiyor. Görsellik on numara. 70'lerden tutun da geleceğin Güney Kore'si bile beyazperdeye en ince detayına kadar yansıtılıyor. Yani 30 sene evvelki polisiyeler, geleceğin The Matrix görselliği ile aynı film içerisinde buluşuyor. Her hikayeyi kendi bünyesinde izlerken, aslında bir bütün olarak bakıldığında, tek bir konuya ve sonuca odaklanıyorsunuz. Burada devreye giren filmin mesajı (ki filmde bir çok kez vurgulanıyor.) zaman ne olursa olsun, ister bugün ister yarın, ister bu dünyada ister paralel evrenlerde hep aynı, hayat mücadelesi.. Düzene bir başkaldırış ve özgürlük. 
        
      
170 dakikalık süresi iyi bir konsantrasyon ile göz açıp kapayana kadar geçiyor. Filmden çıkarken bende bir kez daha izleme isteği yarattığını itiraf etmeliyim. Nitekim tam tersi düşünenlerin yorumlarını da işitmedim değil. Bu birazda filmi izleyiş, beklentiler, arz-talep ile ilgili bir sonuç. O yüzden bu filmi ya çok seveceksiniz ya da nefret edeceksiniz.. 
       
Kısaca Bulut Atlası, bilim kurgunun sanatla, sanatın da epik bir destanla buluştuğu komedinin bilmi-kurguyla, dramın gerilimle, romantizmin tarihle harmanlandığı bir film. Filmin arkasındaki bu üç isim; Wachowskiler ve Tom Tykwer sinemada yeni bir akım, bilim kurguda farklı boyutlar açıyorlar. Bir başyapıt veya The Matrix değil ama etkileyici, büyüleyici ve yılın en iyilerinden biri!   (9/10)
     

Yazının bu bölümden sonrası sürpriz bozan içerebilir, filmi izledikten sonra okumanız tavsyie edilir..
     
6 Farklı Hikaye, 6 Farklı Zaman Dilimi
     
Bulut Atlası, aynı kitabı gibi altı ayrı zaman diliminde geçen bölümlerden oluşuyor. Bölümler birbilerine hem çeşitli materyallerle hem de reenkarnasyon temasıyla bağlanıyor. 
     
1. 1800'lerin ortası. Okyanusun ortasında yol alan bir ticari gemi ve bu gemide seyahat eden avukat Adam Ewing gemideki Dr. Henry Goose tarafından zehirleniyor. Geminin sürpriz bir yolcusu daha var.. Zulümden kaçan bir köle. 
       
      
2. Adam Ewing'in seyahat günlüğü ikinci bölümde 1930'lu yıllarda klasik müzik bestecisinin yanında çalışan Robert Frobisher'in eline geçiyor. Frobisher gizli aşkı Sixsmith ile mektuplaşırken yaşadıklarını aktarıyor. Farklı olduğu için uğradığı haksızlık, toplum baskısı ve bundan bir kaçış arayışı..
     
3. 1975 yılında gazeteci Luisa Rey'in fizikçi Rufus Sixsmith'in hazırladığı büyük riskler taşıyan bir nükleer tesisle ilgili önemli bir raporun peşine düşmesini ele alıyor. Raporun nükleer tesisi kurmak isteyen holdingin işine gelmeyen veriler içermesi, Rey'in hayatı pahasına bir mücadeleye girmesine neden oluyor.
    
4. Yıl 2012. Luisa Rey ile ilgili bir roman taslağının e-posta yoluyla alan yayıncı Tom Cavendish'in başı cezaevindeki yazarının akrabaları ile derttedir. Onlardan kaçarken kendini hapishaneden farksız bir huzur evinde bulur. Buraya girmekle diktatör rejimin hakim olduğu huzur evinden toplu firar planlarının da içine girmiş olur.
     
5. Bağlantı: Tom Cavendish'in yaşadıkları film olmuştur. Ve yıl 2100'ler. Geleceğin Kore'si. Sisteme baş kaldıran bir örgüte katılmaktan tutuklanan Sonmi-451'in mücadelesi. Sonmi-451 sorgusu esnasında yaşadıklarını ve kendisi gibi milyonlarca klonun tıtaliter sistem tarafından nasıl kullanıldığını ve tamamen tüketime odaklı bir ekonomik ve siyasi düzenin ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatıyor.
     
6. Çok ileri bir gelecekte başka bir dünyada ilkel bir hayat süren Zachry put Sonmi'ye tapmaktadır. Başka dünyadan gelen ileri teknoloji sahibi Meronym kendi geleceğini kurtarabilmek için Zach'ten yardım ister. Tabii Zach'in de kabilesinin düşmanları vardır ve yaptığı tercihler sonuçları değiştirir niteliktedir..
      
İşte bu 6 hikayenin ortak noktası insanlar arasındaki mücadelenin her daim devam edişi. Yer, zaman, vs. gözetmeksizin..
     

Film Hakkında Notlar 
  • Wachowski kardeşler filmin gelecekte geçen iki hikayesi ile açık denizde geçen Adam Ewing'in maceralarını çekmişler.
  • Tom Tykwer ise Robert Frobisher, Luisa Rey ve günümüzde geçen Tom Cavendish'in öykülerini yönetmiş.
  • Tüm çalışanları ayrı, iki ayrı film gibi çekilen Bulut Atlası'nda yönetmenler kurguda birleşmişler sadece.
  • Wachowskiler'in romandan, V for Vendetta'nın setinde Natalie Portman okurken haberi olmuş. Portman'ın verdiği romanı okuyan Lana Wachowski hemen senaryo taslağı oluşturmuş kafasında.
     
Bulut Atlası'nın sadece eleştirmenleri değil tüm izleyicileri ikiye böldüğü bir gerçek. Geçen hafta birebir tanıştığım Atilla Dorsay'ın Bulut Atlası / Cloud Atlas filmi ile ilgili yazdığı yazı beni büyük hayal kırıklığına uğrattı şahsen. Tamam büyük usta, saygım sonsuz ama filme yaklaşımı çok yanlış olmuş. Bunu tamamen yaşına ve beklentilerine veriyorum. Filme haksızlık ettiğini düşünüyorum.. 
    
Bulut Atlası'nı 2. Kez İzlemek;
  • Daha çok detayı yakalamak, kaçırdığın kısımları bu sefer görmek demek.
  • O etkileyici cümlelere bir kez daha hayran kalmak ve özümsemek demek.
  • Aynı oyuncunun daha çok karakteri canlandırdığını farketmek demek.
  • Atilla Dorsay'ı bir kez daha anlamamak ve anlamaya gerek duymamak demek.
  • Bulut Atlası Altılısı'nın biraz daha içine işlemesi demek.
  • Tom Cavendish ile gülmek, Robert Frobisher ile üzülmek, Luisa Rey ile heyecanlanmak demek..
Not: Film hakkında yazdığım her cümle benim kendi fikrimdir. Katılınır veya katılınmaz, ben düşüncelerimi yazdım sonuçta..



2 yorum:

  1. Vizyonda pek birşey anlayamadım. İnsan bu tür filmlerde (görsellik ve işleniş biçimi) nereye odaklanacağını şaşırıyor. Evde izlemek ümidiyle dvd çıkmasını bekliyorum.

    YanıtlaSil
  2. gözden kaçan bağlantıları açıklayan bilgiler için teşekkürler...

    YanıtlaSil