27 Şubat 2013 Çarşamba

Broadway'dan Beyazperdeye; Sefiller & Les Miserables


2011 yılında Zoraki Kral & King's Speech ile Oscar kazanan yönetmen Tom Hooper, 2 yıl aradan sonra sinemalarımıza, Victor Hugo'nun ölümsüz eseri Sefiller & Les Miserables ile geri dönüyor. Filmi, 1.5 ay önce UIP Türkiye'nin düzenlediği altyazısız özel gösteriminde izlemiş ve değerlendirmiştim.  Bu sene tam 8 dalda aday olduğu Oscarların 3'ünü kazanan Sefiller, törenden hemen sonra, epey bir gecikmeli olarak ülkemizde de vizyona giriyor. 
     
Fransız Devrimi'nden hemen sonra, ismi Jean Valjean olan 24601 nolu mahkum, 19 yıl hapis hayatı yaşadıktan sonra şartlı tahliye ile salınır. 'Azılı bir mahkum' olduğunu gösteren evrak yüzünden ne bir iş bulabilir ne de yeni bir hayat kurabilir. Bir pederin yardımıyla kendi içinde Jean Valjean'i öldürür, kağıdı yırtıp atar ve yeni bir sayfa açar hayatında. Şartlı tahliye kurallarına uymadığı için de Müfettiş Javert, Jean Valjean'in peşine düşer. Ama artık o hem bir iş adamıdır hem de belediye başkanı.. Eski çalışanı Fantine'in trajedisi ile yolu küçük Cosette ile kesişir ve ikisininde hayatları değişir. Aradan yıllar geçer.. Fransız Devrimi'nden sonra bile yoksul halkın çilesi dinmemiştir. Fransa'da yeni bir devrimin hazırlıkları sürerken, güzel bir genç kız olan Cosette de 'aşk' ile tanışır..
     
Broadway'in ünlü müzikalini zemin alan Sefiller, beyazperdeye de müzikal formatında taşınıyor. En baştan en sonuna kadar oyuncuların performansları şarkılar eşliğinde sunuluyor. Eğitimini almış biri olarak şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki şarkı söyleyerek kamera önü oyunculuğu sergilemek gerçekten zordur. Hugh Jackman'dan Anne Hathaway'a, Russell Crowe'dan Amanda Seyfried'e kadar oyuncuların tamamı bunu layığıyla gerçekleştiriyor filmde. Oyunculuklar o kadar mükemmele yakın bir gerçeklilikle yansıtılıyorki perdeye dram ve trajedi iliklere kadar işliyor resmen. Özellikle Jean Valjean rolü ile Oscar'a aday olan Hugh Jackman bir kez daha kendini aşıyor. Anne Hathaway ise bu başarısını Oscar başta olmak üzere bir sürü ödülle taçlandırdı zaten. Amanda Seyfried ise tecrübeli ve şanslı bir isim. 4 yıl önce, yine Broadway'den beyazperdeye aktarılan bir müzikal olan Mamma Mia!'da başrol oynamıştı. Şimdi ise genç kız Cosette rolü ile büyülemeye devam ediyor. Filmdeki favorilerimden biri olan Helena Bonhem Carter ise aynı çatlaklığını burada da göstermeye devam ediyor. Gerçekte de aykırı bir tip olan usta oyuncu, herhalde en son Charlie'nin Çikolata Fabrikası'nda gayet normal bir karakterle çıkmıştı karşımıza..  Filmin küçük oyuncuları da performansları ile devleşiyorlar. Kısaca, büyük küçük tüm oyuncuların rolleri için iyi hazırlandığı ve başarılı bir şekilde bu rollere büründüklerini söylemek mümkün.
     
      
Herkes sevmez müzikalleri. Bir de iki buçuk saatten daha uzun olduğunu düşünürsek, kimileri için işkenceye dönüşebilir Sefiller. Sekansların uzunluğu şarkılarla doğru orantılı olarak arttığı için zaten, ilk bir buçuk saatten sonrası sıkıcı gelmeye başlayabilir. Ama bu demek değilki çok kötü bir film oynuyor perdede. Aksine, Sefiller tam bir başyapıt adayı, gerek görsel gerekse işitsel anlamda..
      
Sefiller filmi bu sene En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu haricinde En İyi Ses Miksajı ve En İyi Saç & Makyaj Oscarlarını aldı. En İyi Sanat Yönetimi için de en güçlü adaydı.. Teknik anlamda filmin sinematografisi çok başarılı. Özellikle 1800'lü yılların Paris'i arka fonda büyüleyici bir manzara oluşturuyor. Kostümler, saç baş, makyaj, dekorlar ve detaylar en ince ayrıntısına kadar çalışılmış. Anne Hathaway'in saçlarını rolü için kısacık kestirmesi ve kilo vermesi her oyuncunun harcı değil. Hugh Jackman için de benzerlerini söylemek mümkün. Filmin öne çıkan kısımlarından biri de müzikleri ve şarkıları. İngilizce şarkılardaki o uyum ve kafiye, kulak okşayan cinsten. Tabii Tiyatro müzikalinden farklı şarkılar da mevcut filmin içerisinde. O yüzden soundtrack'i ile de ses getirecek bir yapım olmuş Les Miserables.  
       
Sefiller kitabını okumadıysanız ve yurtdışında müzikalini seyretmediyseniz eğer bu filmi muhakkak görmenizi tavsiye ederim. Her kitap uyarlaması gibi eksikleri epey çok ama bu film için 'Broadway'den uyarlanmış' demek daha doğru olur. Bu açıdan baktığımızda da eksiksiz ve kusursuz bir uyarlama olduğunun altını çizerim. Sanatı ön planda tutan filmin herkese uygun olmadığını düşünüyorum ama müzikalleri ve türü seviyorsanız kaçırmayın..  (8/10) 


     
    
       
      
      






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder