11 Nisan 2013 Perşembe

Oblivion - Kıyamet Sonrası 'Unutulanlar'


4. Görevimiz Tehlike'den sonra beyazperdede boy göstermeye devam eden Tom Cruise, aksiyon ve maceranın ensesinden bir türlü ayrılamıyor. Bir bakıyoruz karşı cinsten bir avukata yardım eden eski bir polis oluyor, bir bakıyoruz kıyamet sonrası dünyada tek başına bir mücadeleye girişiyor. Kısaca, 5. Görevimiz Tehlike filmi gelene kadar Tom Cruise sinema izleyicisine yüzünü unutturmuyor ve iddialı aksiyon filmleri ile beyazperdeye konuk olmaya devam ediyor. Her ne kadar 50 yaşını aşmış olsada fit vücudu ile hopluyor, zıplıyor, koşuyor, savaşıyor ve dövüşüyor. Türkçesi 'Unutulma' demek olan Oblivion ile aksiyon-macera, bu sefer bir bilim kurgu çerçevesinde, Tom Cruise merkezli bir blockbustera dönüşüyor.
     
Yıl 2077. Scav adı verilen uzaylılar Ay'ı yok etmiş, Dünya'yı istila etmiş ve çıkan savaşı insanoğlu kazanmıştır. Savaş esnasında kullanılan nükleer silahlar, bozulan dengeler ve doğal afetler, Dünya'yı yaşanamaz bir hale getirdiği için insanlık hayatına Tet adı verilen bir uzay mekiğinde devam etmektedir. Denizleri sömürme işi bittikten sonra Tet, Titan'a doğru yola çıkacaktır fakat Scavlar sürekli Dünya üzerindeki saldırılarına devam etmektedir. Jack Harper, Scavlarla savaşan İnsansız Hava Araçları (İHA)'nın tamirinden sorumlu bir teknikerdir. Dünyada son kalan insandır. Onunla birlikte yaşayan ve O'na göz kulak Victoria ile görevlerini tamamlayıp Tet'e çıkmak için gün saymaktadırlar. Fakat bir gün Dünya'ya düşen bir uzay mekiği, Jack'in unuttuklarını hatırlamasına, hayatını ve görevini sorgulamasına neden olur. 
      
Oblivion'un yönetmen koltuğunda 2010 tarihli Tron Legacy filminden hatırlayabileceğimiz Joseph Kosinski oturuyor. Yine kendisinin 2007'de yazdığı çizgi romandan yola çıkarak senaryolaştırdığı Oblivion'u 124 dakikalık bir filme bizzat kendisi döküyor. Zaten bilim kurgu ve efektler dünyasına hakim bir isim olan Kosinski, kusursuza yakın bir görsellik sunuyor izleyiciye. Yarattığı planlar ile kıyamet sonrası dünyayı o kadar iyi yansıtıyorki perdeye kendinizi bir şekilde o atmosferin içerisinde bulabiliyorsunuz. 
        
Filmin çıkış noktası ve ana hikayesi belli. O yüzden bu filmde felaket sahnelerinden çok çatışmalara tanıklık ediyorsunuz. Zaten felaketler yaşanmış bitmiş. Toprak altında kalmış Empire States Binası ve diğer yapılar, köprüler filmin çok küçük bir bölümünü oluşturuyor. Asıl rol çalanlar İHA'lar oluyor. Hatta kimi sekanslarda çatışmalar uzadıkça uzuyor, kendini tekrar ediyor ve gereksiz vakit kaybından öte bir şey sunmuyor. Genel anlamda film, tüm aksiyon klişelerini barındırıyor. Motor üstünde giden, ordan oraya atlayan, ipi son anda kopan, sevdiği kadın uğruna en çılgın şeyleri yapıp türlü eziyetlere katlanan Tom Cruise'u daha önce kaç defa izlemiştik? İşte Oblivion'da da bunların hepsi var. 
      
Oyunculara gelirsek; Tom Cruise her zamanki 'aynı' rolüne (veya kendi haline de diyebiliriz) bürünüyor. Ona eşlik eden isimler ise eski Bond kızı Olga Kurylenko, Andrea Riseborough ve usta aktör Morgan Freeman. Victoria/Vika rolü ile Andrea Riseborough'un filmin en dikkat çeken isimlerinden biri olduğunun altını çizerim. Diğer oyuncuların ekstra bir çaba sarfetmelerine gerek kalmıyor zaten. Yukarıda da dediğim gibi filmin asıl oyuncuları İHA'lar.. Ve kızgın surata benzer ifadeleri zaman zaman komik bir hal alabiliyor. 
       
Oblivion'un tema müzikleri çok başarılı. Özellikle aksiyon sahnelerinin efektlerden sonraki en büyük tamamlayıcı unsurunu müzikler oluşturuyor. Seyirciyi kavrayan ve filmle birlikte tempo tutturan cinsten.. O yüzden müziklerin filme büyük bir katkısı olduğu gerçek.
       
Sonuç olarak değişik ve özgün bir hikayenin, aynı klişe sahnelerle süslendiği bir bilim kurgu filmi Oblivion. Efektleri, teknolojisi, planları, kurgusu ve müzikleri çok başarılı.. Türünün hakkını gayet iyi veriyor. 'Tam sinemada izlemelik filmler' kategorisine çok rahat giriyor. Beklentileri karşılıyor mu peki? Gerek görsel gerek içerik anlamında evet ama açılışından finaline kadar farklı ve yeni hiç bir şey sunmuyor. Kısaca, çerez niyetine 124 dakikalık bir sinema eğlencesi.. O kadar. İleride de zaten 'tipik bir Tom Cruise filmi' olarak anılacaktır Oblivion şüphesiz..    (7/10)   
      

Oblivion'u geçen hafta İstinye Park IMAX'teki özel gösteriminde izledim. UIP Türkiye sayesinde bu filmi İstanbul ve Ankara'daki Cinemaximum IMAX salonlarında izlemek mümkün. IMAX'te filmi sadece izlemiyorsunuz, filmin bir parçası oluyorsunuz. Dev perdesi, ses sistemi, görüntü kalitesi, vs. sinema teknolojisinin son noktası.. O yüzden imkanınız varsa bu filmi mutlaka IMAX'te izlemelisiniz.  
      

    
      
     

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder