7 Haziran 2013 Cuma

Bilinmeze Doğru Bir Uzay Macerası: Star Trek


Çocukken okul sonrası TV'de izlediğim klasik dizi Star Trek, sinema versiyonları ile zaman zaman beyazperdeye uğruyor. En son 2009 yılında seriye yeni bir başlangıç yapan J.J. Abrams ve ekibi, ikinci Star Trek filmleri ile bu yıl sinemalarımıza konuk oluyor. Kadronun tamamının korunduğu Star Trek Into Darkness / Bilinmeze Doğru Star Trek gişe canavarlarının bir bir vizyona girdiği Haziran ayında, 2D, 3D ve IMAX 3D olarak görücüye çıkıyor.
    
Öncelikle şunu söylemeliyim; 2009 yılına kadar Star Trek filmlerinin hiç birini izlemedim. İzlemek istemedim.. Belki de klasik dizinin tadını bulamayacağımı bildiğim için bu ön yargıya sahiptim. Ta ki J.J. Abrams, nam-ı diğer Lost ve Alias'ın arkasındaki isim, bayrağı devralana kadar. Gerek dizilerde olsun gerek sinema filmlerinde, aksiyonu en iyisiyle, en dozunda ve farklılık yaratarak sunan bir isim şüphesiz. Ve bunu 2009 yılındaki Star Trek'te de ispatladı. Şimdi ise biz bilim-kurgu fanatiklerinin sabırsızlıkla beklediği devam filmine de imzasını atıyor..
    
Star Trek Into Darkness, hızlı ve heyecanı yüksek bir aksiyon sahnesi ile açılıyor. Kaptan Kirk ve Atılgan ekibi gizli olarak bilmem neredeki bir gezegeni kurtarmaya çalışıyor. Aslında görevleri "araştırmak" olan Atılgan ve Kaptan Kirk, bu görevi ve gizliliği riske sokuyor. Çünkü patlamak üzere olan volkanı durdurmaya çalışan Mr. Spock hayatını tehlikeye atıyor ve Kaptan Kirk hayatının seçimini yapıyor. Aslında cümlelerde çok klasik gibi duran bu açılış sahnesi, izlerken farkını gerek görsel gerek işitsel olarak hissettiriyor.
    
Akabinde ihanet, komplo, dostluk ve az biraz da aşk barındıran bir hikaye izliyoruz. Atılgan ve ekibi azılı bir teröristin peşinde 'gerçeklerle' yüzleşiyor. Konudan fazla bahsetmeye gerek yok, sürprizleri bozmamak adına ama filmin diziye büyük saygı duruşlarında bulunduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Hem hikaye hem de filmin "kötüsü", eğer sıkı bir takipçiyseniz tanıdık gelecektir..
    
Filmin çekimleri başladığında stüdyonun J.J. Abrams'tan filmi 3D olarak çekmesini istediğini ve kendisinin 3D yerine IMAX kameraları ile 2D çektiğini belirteyim. Ama yinede çekimler tamamlandıktan sonra film 3D'ye dönüştürülmüş. Kusursuz bir dönüşüm, muhteşem bir 3D deneyimi. Tamam her devşirme film gibi perdeden çıkan fırlayan pek bir şey yok belki ama (Bir kaç sahnede perdeden öne çıkanlar da var.. Mesela uzay mekiği.) yine de kendinizi uzayda hissetme konusunda hiç bir eksiği yok filmin. 
    
     
Tabii film bilim-kurgu olunca görsel anlamda büyük bir beklenti oluyor. Emin olun bu beklenti fazlasıyla karşılanıyor. Zaten J.J. Abrams'ın en usta olduğu konulardan biri olan bu aksiyon ve görsellik harmanı bir kez daha kendini ortaya koyuyor. Ama kesinlikle senaryonun önüne geçmiyor. Denge müthiş kurulmuş.. Saldırı ve felaket sahneleri teknik anlamda kusuruza yakın bir görsellik ve ses miksajı ile yansıyor perdeye. Tamam belki bazı kısımlar klişe gibi görülebilir ama bir blockbuster'dan beklenebilecek en iyi senaryo çalışmalarından biri bu filmde bence. Sekanslarda bile alışılagelmişin dışında bir içerik sunuluyor. İkinci yarı Atılgan içerisinde geçen sahneler özellikle, dizinin modernize edilmiş hali gibi.. Tüm bu aksiyon sahnelerini destekleyen tempolu tema müzikleri filmin hızına hız katıyor ve 132 dakika göz açıp kapayana kadar geçiyor.
    
Teknik anlamda filme methiyeler dizmek yetersiz kalırken kurgudan bahsetmeden de olmaz. Tempoyu her daim üst seviyede tutan yönetmen J.J. Abrams çoğu yerde sahnenin en heyecanlı yerini veya ipucunu vermeden başka sahneye atlıyor. Ki bunu hep yapıyor. Hemen hemen her filminde bu 'Lost' taktiğini uygulamaya devam ediyor. Bence iyi de yapıyor. Bu sayede merakı hep üst seviyede tutuyor. Buradan hemen filmin çok karışık olacağı sonucu çıkarmayın. Aslında basit içeriği bu şekilde sunarak, hafif komplike bir hale sokuyor ve seyirciyi daha çok avcunun içine alıyor. İyi bir taktik..
   
Filmin oyuncuları da çok başarılı. Özellikle Mr. Spock rolü ile Zachary Quinto ve Khan rolü ile Benedict Cumberbatch öne çıkıyorlar. Mr. Spock o duygusuz ifadesi ve kuralcı konuşmaları ile iyi iş çıkarıyor. Zaten ilk filmin kadrosu korunduğu için rahatsız eden, göze batan bir durum oluşmuyor. Film, oyunculukları ile de akıcı bir şekilde devam ediyor. Yalnız Alice Eve'in canlandırdığı karakter biraz fazla sırıtıyor 'bende bir sorun var' diye ama O bile güzel yediriliyor.
     
Kısaca; Star Trek Into Darkness müthiş bir uzay macerası sunuyor. Heleki IMAX 3D izlerseniz uzaya çıktığınızı bile hissedebilirsiniz. Bu senenin en iyi bilim kurgularından.. Şiddetle tavsiye ederim..   (9/10)


    
      
      


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder