15 Ağustos 2013 Perşembe

Steve Jobs'u Nasıl Bilirdiniz?


Teknolojiyi takip edip, Steve Jobs ismini duymayan, bilmeyen var mı? Sanmıyorum.. Şuan dünyanın 1 numaralı markası haline gelmiş Apple (iPhone, iPod, Mac) şirketinin kurucusu ve CEO'suydu O. Biz sinema severler olarak Pixar isminden de aşinaydık kendisine.. Fazla uzatmadan; dünyanın tanıdığı bir isim olan Steve Jobs'u iki sene evvel kanserden kaybettikten sonra, hakkında daha fazla bilgi sahibi olduk kitaplar ile. Şimdi ise otobiyografik bir drama ile beyazperde de izleyeceğiz.
   
Film, Steve Jobs'un yıllar önce, o hatırladığımız kır saçlı/sakallı görüntüsü ile başlıyor ve teknolojide devrim yaratan iPod'un tanıtıldığı o ana gidiyoruz. Müziğinden tutunda yarattığı atmosfer ile çok etkileyici bir açılış sahnesine tanıklık ediyoruz. Akabinde ise rahmetlinin gençlik yıllarına uzanıyoruz. Ayakkabı giymeyen, düzensiz, kafası dumanlı ama bir o kadar da inançlı, hırslı halleri ile gerçekçi bir Steve Jobs portresi sunuyor film bize. İlk yarı, öğrencilik dönemi ve Apple'ın kuruluşu zarfında geçen süredeki gerçek olaylara tanıklık ediyoruz. Apple isminin nasıl çıktığını öğreniyoruz. Ama sunuluş biçiminden kaynaklı, bazı sekansların uzun tutulması gibi sebeplerden 'biz ne izliyoruz?' gibi bir takım sorular oluşabilir kafalarda.. Ne yazık ki sıkılmamak mümkün değil. Fakat ikinci yarıdan itibaren Apple içinde yaşananlar, 90'lı yıllar, belki de daha iyi bildiğimiz bir dönem olduğu için, tekrar seyirciyi yakalıyor film. Kısaca, hızlı bir giriş yapan film düşen bir tempo ile ilerledikten sonra ikinci yarı temposunu biraz daha yükseltiyor ve finale kadar bu şekilde devam ediyor.
   
Yakın geçmiş zamanda izlediğimiz 'Sosyal Ağ' filminde Facebook'un nasıl kurulduğuna şahit olmuştuk. Gerek David Fincher'ın yönetimi, gerek Jesse Eisenberg'in başarılı Marc Zuckerberg canlandırması ile film, tür içerisinde kendine saygın bir yer oluşturdu şüphesiz. Aynı şeyi Jobs için söylemek ne yazık ki mümkün değil. Birincisi senaryo kaynaklı eksiklikler çok fazla dikkat çekiyor. Özellikle Apple'ın son dönem başarılarını görmek için hazır bir izleyici kitlesi varken filmin sunduğu; gereğinden fazla uzun bir gençlik/kuruluş dönemi. Filmin 2000'lerin başında pat diye bitmesi de biraz hayal kırıklığı yaratabilir.. 
   
Otobiyografik filmlerin en dikkat çeken kısmı oyunculuklarıdır bence. Oyuncu seçimlerinin ne kadar doğru olduğunu filmin bitiş jeneriğinde de bizzat görmek mümkün. Bunda makyaj/kostüm tasarımı gibi sanat yönetiminin de katkısı büyük. Ashton Kutcher'ı bir oyuncu olarak sevmesem de başarılı bir Steve Jobs portresi çizdiğini söyleyebilirim. Her ne kadar o haşarı 'Demi Moore'un eski kocası' tipini göz ardı etmek zor olsa da yürüyüşünden mimiklerine, heyecanından tutkusuna, saçlarından bakışlarına kadar çok iyi bir Steve Jobs canlandırması ile karşı karşıyayız. Açıkçası bu anlamda filmi çok başarılı buldum. Steve Jobs'un o dahi zekası kendini resmen hissettiriyor. Kimi zaman kararlarını onaylamasanız bile sonuçta bir gerçek var ortada. Bilinen / bilinmeyen yönleri, doğruları ve hatalarıyla teknolojinin en önemli isimlerinden birini daha yakından tanıma fırsatı buluyoruz. Keşke senaryo da daha iyi olsaydı. Ama bu açık, yönetmenin daha çok 'takip' çekimleri ile Steve Jobs ruhunu hissettirme çalışmaları sayesinde bir nebze de olsa kapatılıyor. 
    
   
Sonuç olarak, beklediğimden farklı, bana göre yarım kalmış ama başarısız sayılamayacak bir film ile karşı karşıyayız. Hele ki bu kadar Apple ürünü hayatımıza girmişken herkesi yakından ilgilendiren bir isim Steve Jobs. (Şahsen bu yazıyı MacBook Air'imden, bir yanımda iPhone, diğer yanımda iPad'ime baka baka yazıyorum.) O yüzden bence eğer bu ürünlerden en az birini kullanıyorsanız kesinlikle izlemeniz gerektiğini düşünüyorum bu filmi. Beklentisiz.. Böyle bir dahi dünyaya çok fazla gelmiyor ve izlerken kendisini daha iyi tanıdığınızı hissediyorsunuz. Belki filmin zaman periyodu tatmin edici olmayabilir ama Steve Jobs'un da bu filmle sınırlı kalacağını sanmıyorum. Allah yerinde dinlendirsin..       (6.5/10)
       

Bu filmi ABD ile aynı anda vizyona girmesini sağlayan dağıtımcı Chantier Films'e teşekkürler.. 

   


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder