13 Kasım 2013 Çarşamba

Günümüzün Carrie'si


1976 tarihli Brian De Palma'nın kült filmi Carrie: Günah Tohumu da 'Yeniden Çevrim' furyasından nasibini alanlar kervanına katıldı sonunda. Stephen King'in romanından bir kez daha uyarlanan film, nihayet sinemalarımızda gösterime girdi. Daha çekim aşamasındayken büyük beklentiler yaratan film, oyunculukları ile de dikkat çekiyor. Fakat orjinal filmin ruhunu ne kadar yansıtıyor, işte orası tartışılır.
    
Carrie; annesinin tabiriyle bir 'günah' sonucu doğmuştur. Daha filmin ilk saniyesinden itibaren annenin ne kadar dindar, hatta yobaz olduğuna tanıklık ediyoruz. Her dinin yobazı bir tek kendine değil, çevresine de zararlıdır. Nitekim böyle yobaz bir ortamda, bir nevi işkenceye maruz kalarak büyüyen Carrie'de de ister istemez bir tuhaflık, eziklik, çevreye uyum sağlayamama sorununu görmek mümkün. Her 'loser' gibi okuldaki arkadaşlarının eğlence ve aşağılama merkezine dönen Carrie'nin aslında gizli bir gücü vardır. Bu gücün gizli olmadığını biliyoruz tabii ki. Carrie nesneleri / objeleri hareket ettirebilmektedir. Okul balosunda sınırları zorlayan arkadaşları da bu sinir patlamasından nasibini alacaklardır tabii ki. 
     
Konu itibariyle ezilen kızın bol kanlı intikamı diye bir korku filmi düşünebilirsiniz fakat izlerken bu kadar abartının nasıl bir komediye dönüştüğünü göreceksiniz. Orjinal filmin dengesi, mesajı ve kurgusunu bu yeni versiyonda bulmak ne yazıkki mümkün değil. O 'kült film' ruhunu taşımadığını farkedeceksiniz. Heleki 1976'lı Carrie'nin hayranlarındansanız bu yeniden çevrimi acımasızca eleştirebilirsiniz. Peki bu yazdıklarım 2013'lü Carrie'nin kötü bir film olduğunu gösterir mi? Kesinlikle HAYIR!
     
Öncelikle oyunculukların çok başarılı olduğunun altını çizmek istiyorum. Julianne Moore gibi bir isim, bir kez daha ustalığını kanıtlıyor. Daha önce 4 kez Oscar adayı olan usta oyuncu, Carrie'nin yobaz annesi rolü ile büyülüyor. Karakterine cuk oturup o psikolojiyi müthiş bir şekilde izleyiciye aktarabiliyor. Carrie rolü ile beyazperdede basamakları tırmanmaya devam eden genç oyuncu Chloë Grace Moretz de filme damgasını vuruyor. Ama rol için fazla masum ve güzel. Mental problemi yansıtmada sıkıntı yok ama bu anlamda inandırıcılığını biraz da olsa yitiriyor. Daha önce Carrie'yi oynayanların 30 yaşına yaklaşmış oyuncular olduğunu göz önünde bulundurursak, 16 yaşındaki genç oyuncunun 'yaş anlamında' doğru bir seçim, ama karakter için fazla 'temiz' olduğunu göreceksiniz. 
     
Gelirsek cinnet sahnesine.. 2013 versiyon 'cinnet' tabii ki teknolojinin nimetlerinden faydalanmayı esirgemiyor. Ama filmin tamamında da ön plana çıkan bu sahneler oluyor. Carrie'nin kabiliyetinden ziyade, yaşanan şiddet, dehşet, vahşet artık ne derseiz, filmin odağını oluşturuyor. Odak sapıyor ve Carrie'den çıkıyor yani. Orjinal filmin dengesini bu yeni çevrim koruyamıyor ki filmin kategorisini 'izle ve unut' durumuna getiren de bu dengesizlik oluyor. 
     
Kısaca; yeni versiyon Carrie ilkinin gölgesinden çıkamıyor. Filme yeni bir soluk katamıyor. Kötü bir film değil ama beklentileri karşılayamıyor. Bildiğiniz bir filmi/konuyu tekrar izlemekten öteye geçemiyor. Gerilimi ve dramı, komediye dönüştürdüğü bir gerçek. Bu anlamda da film eğlendiriyor diyebiliriz. Sinemada bunca film varken Carrie ne kadar tercih edilir, artık orası size kalmış. Ama bir grup arkadaş ile evde oturup/seyredip eğlenilebilir. Orjinal film ile kıyaslamayı doğru bulmuyorum. Olaya sadece ticari bakmakta fayda var..   (5.5/10)
     
     
    


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder