17 Ağustos 2014 Pazar

%100 Lucy


Beyninizin %100'ünü kullanabilseydiniz neler olurdu acaba? Hollywood'un cevap aradığı sorulardan biri de bu. Özellikle hap, uyuşturucu vs. ile bu konuyu biraz bilim kurgu, biraz da aksiyon tadında önümüze sunan Hollywood, Lucy ile de benzer bir yol izliyor. Ama Lucy'nin arkasındaki isim kendini bir çok kez ispatlamış, Leon'dan tutun da Taksi serisine kadar kendine has aksiyonlarla Hollywood'da da yer edinmiş Fransız yönetmen/senarist/yapımcı Luc Besson. 


Lucy, Tayvan'da yaşayan bir Amerikalı. Bir haftadır tandığı Richard yüzünden en azılı uyuşturucu çetelerinden birinin eline düşüyor. Vücuduna yerleştirilen bir paket ile kuryeliğe zorlanıyor. Fakat başına gelen talihsiz olaylar sonucu paketteki madde vücuduna sızmaya başlıyor. Bu şekilde beyninin kullanabildiği kapasitesi artarken, çeşitli güçlere de sahip oluyor. Ama nereye kadar? %100'e ulaşınca ne olacak? İşte 90 dakikalık süresinde bunlara cevap arıyoruz fantastik, komik ve aksiyonlu bir şekilde.

Lucy'nin çıkış noktası çok iyi düşünülmüş bir konu. Bir hayli uzun açılış sekansı ile Lucy'nin çetenin eline düşmesini izliyoruz. Uzun derken süre anlamında olmasa bile hissettirdiği bu. Akabinde Morgan Freeman'ın canlandırdığı profesörün panelinde konuya biraz daha müdahil oluyoruz. Metaforlar çok iyi işleniyor. Kurgu anlamında anlatıma giydirilen görüntüler müthiş. Sıkı bir aksiyon olarak başlayan film bilim kurgu ve fantastik öğelerle son buluyor. İşte seyircinin ikiye bölündüğü nokta da bu oluyor. Besson'u bilenler komedi unsurları ile desteklenen bu absürdizmin filmi olumsuz etkilemediğini düşünse de diğer grup son yarım saatin konunun cıvıdığını, saçmaladığını ve filmi olumsuz etkilediğini düşünüyor. Bu iki grup arasında seçiminiz tamamen size bağlı.

Film bilim kurguya dayanınca mantık aramak saçma olur zaten. Ama bir takım soru işaretleri de oluşmuyor değil akılda. Mesela; herkesi gözünü kırpmadan öldüren Lucy, çete üyelerine neden farklı muamele uyguluyor? (Tabii filmin devamlılığı için gerekliliğini göz ardı edersek.) 


Saçmalamanın boyutu Luc Besson'un hayal dünyasının sınırlarını zorlasa da seyirci tarafından da tahammülün limitleri sorgulanıyor. Bu noktada absürd ve eğlenceli tarafa yönelmek daha iyi olacaktır. Yoksa Tanrı'nın bile sorgulandığı akıl karmaşına kafa yormaya gerek yok bence.

Filmin en güzel yanı tabii ki Scarlett Johansson. Duygu aktarımını ve ilerleyen dakikalardaki duygusuzluğu güzel aktarıyor izleyiciye. Morgan Freeman ise çoğu filmde olduğu gibi daha geri planda ama kilit bir rolde. Onun haricinde filmde kavga/dövüş, kanlar, öldürmeler, boğuşmalar ve Besson aksiyonlarının olmazsa olmazı araba kovalamaca sahneleri de mevcut. 


Kısaca izleyicinin bakış açışı ile yön bulan, aksiyonu yüksek bir Luc Besson filmi, Lucy. Süresi makul, tadında bırakıyor.. Ama kimi yerde ittirme ilerliyor. Buna rağmen sınırları da zorluyor. Evrenin, zamanın, dünyanın sırları bir yana, Scarlett Johansson için izlenebilecek bir film.       (6.5/10)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder