6 Kasım 2014 Perşembe

Bir Çağan Irmak Filmi; Unutursam Fısılda


Zaman hızla akıp geçiyor, yaşlar ilerliyor, hayat değişiyor. Bunun önüne geçmek mümkün değil. Önemli olan anı nasıl yaşadığımız, bugünümüzü nasıl değerlendirdiğimiz.


Çağan Irmak onuncu uzun metraj filmi Unutursam Fısılda ile sinemalarımıza konuk oluyor. İnsan ilişkilerini tabiri caizse 'Çağan Irmak stayla' izlemeye alıştık diyebiliriz. Darbe dönemindeki baba oğul ilişkisi, mübadele dönemi dede torun ilişkisi, günümüzde geçen kadın erkek ilişkisi ve derken bu sefer de 70ler sanat camiasını arkasına alan bir abla kardeş ilişkisi, Unutursam Fısılda'nın merkezini oluşturuyor. Merkezden açıldıkça aynı erkeğe tutulan gönüller, şan şöhret içerisinde ilerleyen bir aşk, platonik aşklar, yıllar sonra gerçekleşen yüzleşme, hastalıklar... Hepsi Unutursam Fısılda'nın bir bütününü oluşturuyor. Bu bütüne o dönemin havasını taşıyan (Kenan Doğulu imzalı) müzikleri ve kusursuz bir 70ler atmosferi de eklenince melodramı dibine kadar yaşayan bir film ortaya çıkıyor. Yani film akıyor, gidiyor...

Unutursam Fısılda, başından sonuna kadar Yeşilçam'a saygı duruşunu sürdürüyor ve Çağan Irmak filmlerinden alışkın olduğumuz bir duruş ile hikayesini geçmiş ve günümüzde harmanlayarak ilerliyor. Çağan Irmak'ın kamerası, hareketlerinden tutun da açı ve zaman geçişlerine kadar her anını hissettirerek işliyor. Aynı evin aynı bahçesindeki ya da sokaktaki zaman geçişlerinde bunu çok rahat anlayabilirsiniz. Zira geçişler kadar kurgunun etkisini de göz ardı edemeyiz. Bu anlamda sadece Çağan Irmak'ı değil tüm ekibi tebrik etmek lazım. Teknik veya detaylarda hata bulmak imkansız. Sanki bir zaman makinasına girmiş, o dönemlere gitmiş ve o yıllarda izliyorsunuz filmi. Kostümler deseniz öyle, görüntüler o zamanların klipleri tadında.  Çağan Irmak'ın filmografisine bakarak çok rahat, bir 'karma çalışma' ile karşımızda diyebiliriz.
     
Filmin oyuncu kadrosundaki isimlerin hemen hemen hepsi tanıdık yüzler. Bu durum filmi daha popüler bir kulvara taşıyor tabii ki ama inandırıcılıktan uzak mı derseniz kesinlikle hayır. Tüm oyuncular Çağan Irmak'ın elinde devleşiyorlar. Hele ki Işıl Yücesoy ve Hümeyra gibi iki ustanın önünde eğilmek istiyorum. Sadece yüzleri ile değil, gözleriyle oynuyorlar. Zaten aralarındaki o ilişki bizim gözlerimizin dolmasına, boğazımızın düğümlenmesine neden oluyor. Farah Zeynep Abdullah her geçen gün çıtasını biraz daha yükseltiyor. Doğal, içten ve yetenekli. Ve görüyoruz ki sesi de muhteşem... Rolüne çok yakıştığını düşünüyorum. Mehmet Günsur ise o 'kızların karizmatik sevgilisi' haliyle arz-ı endam ediyor. Oyunculuğu tartışılamaz. Kerem Bursin de keza aynı şekilde. Ama Işıl Yücesoy'un gençliğini oynayan Gözde Çığacı ile bu benzerliği... Kelimelerle ifade edilemez bir başarı örneği bence. Ki oyuncuların hepsi rahat hareketleri ile karakterlerine cuk oturuyorlar. İçten ve samimi oynadıklarını ve filmi akıcı hale getirdiklerine şüpheniz olmasın. Dönemlerini de çok iyi yansıtıyorlar, duygularını tamtamına izleyiciye aktarabiliyorlar. Kesinlikle on numara. 
     
  
Çağan Irmak'ı sadece yönetmen olarak görmüyoruz ve senarist kimliği ile de izliyoruz filmde. Ayperi'nin hayatını geçmiş ve günümüz ile bağlantılı bir şekilde takip ediyoruz. Buna ilaveten açılış kısmından filmi biraz da olsa Woody Allen'ın Blue Jasmine'ine benzettim ben. Hikayede olduğu kadar senaryoda da eksiklikler yok değil. Filmi fazla uzatmamak adına çok detaylara girilmemiş olabilir ama ablanın ruh halinin, yaşadıklarının biraz daha anlatılmasını tercih ederdim açıkçası. Yine de hiç bir karaktere kin, nefret beslemeden, onların psikolojisini rahatça anlayarak geçiriyorsunuz filmi baştan sona. 
      
Sonuçta, hüznün bir tadı varsa eğer Çağan Irmak'ın bu filminde de alabiliyoruz bunu. Sadece ablası abisi olanları değil, zaman ile mücadele eden herkesi bir nebze de olsa etkiliyor film. Kimi mendilleri yetiştiremezken, en azından boğazınızda bir şeylerin düğümlendiğini hissedebiliyorsunuz. Çağan Irmak'tan artık hep beklenen de bu değil mi zaten? Sadece nostaljiyi yaşamak için ve Yeşilçam'a saygı duruşu için bile seyredilebilir. Unutursam Fısılda, sinemalarda...    (7.5/10)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder