11 Mart 2015 Çarşamba

Grinin Elli Tonu, Ne Umuldu Ne Bulundu?


Grinin Elli Tonu / Fifty Shades of Grey, kitabı ilk çıktığında sanki ilk kez pornografi kelimelere dökülmüş gibi tüm dünyada 'Best Seller' olmuş, her ülkenin çok satanları arasına girmişti. Tabii ki tek bir kitap olarak değil. Kalın kitaplardan oluşan bir üçlemeden bahsediyoruz burada. Bende bu akıma kapılıp merak edenlerden biri olarak ilk kitabı okuma gafletinde bulunmuştum. Açıkçası sıkıcı geldi bana. Basit, kadın ve cinsel şiddet fantezisinden başka edebi değeri olmayan bir kitaptı. Nitekim ünlü, yazar bir arkadaşımla bu kitabı konuşmuş; kendisinin yorumu da 'Cinsel hayatı sönükleşmiş evli kadınların rağbet göstereceği bir kitap' olmuştu. (Buna rağmen evlenmemiş, yaşı 35 olan kuzenim üç kitabı bayılarak okuduğunu belirtmek isterim.)

Detayları bir kenara bırakırsak kitabın dili çok basit, edebi hiç bir şey barındırmayan fakat fantezi kısımları müthiş bir şekilde tasvir edilen sözde romantik bir seri. Betimlemeler genelde tekrardan ibaret olduğu için kitabı bitirdiğimde gereksiz yere 200 sayfa uzatıldığını da düşünmedim değil. Belki de bu yüzden serinin ikinci ve üçüncü kitaplarını okumayı vakit kaybı olarak kabul ettim.

Kısaca; kitabı ne beğenmiş ne de fanı olmuştum. Gel gelelim filmi daha çekilmeden olay olmuştu. Nedenini bilmiyorum; sanki Temel İçgüdü'leri sinemada biz izlememişiz gibi kitabın ete kemiğe bürünmüş halini, o cinsel fantezileri izlemek için tüm dünya yanar tutuşur hale geldi. Önce oyuncular kimler olacak (herkesin merak ettiği; kimler hardcore sevişecek perdede) sonra ne zaman vizyona gireceği falan filan derken 2014 yılının en çok konuşulan filmlerinden biri oldu Grinin Elli Tonu. Büyük bir aşk filmi ya, 2015'te 14 Şubat'ı bir tek bu filme dedike etti salonlar da. Vizyondan 6 ay önce fragmanı çıktı filmin; büyük olay oldu. 3 ay önce ikinci fragman çıktı; biraz daha erotizm içeren... Daha büyük olay oldu. Ama olayı fanlar mı çıkarıyor yoksa pazarlamacılar mı, muamma! 

En başından beri diyordum; filmi izlemeden yorum yapmayı sevmem ama kitabı da bildiğim için bu filmin tamamen bir balon olduğuna, tüm koparılan yaygaranın da pazarlama stratejisinden ibaret olduğuna inanıyordum. (Bunu kötü yorumlamayın sakın. Aslında bir başarı öyküsüne gireceğim.)

Grinin Elli Tonu, 14 Şubat Sevgililer Günü'nü de arkasına alarak 18+ ibaresiyle tüm dünyada vizyona girdi. Film o kadar şişirilmişti ki kadınların çoğu ilk günden sinemalara akın etti. (Pazarlamanın başarısı işte) İlk haftasonu ülkemiz dahil tüm dünyada kapalı gişe oynadı film. Yapımcılar fanları memnun etmek için yeterince cesur davranmışlardı. Erotizm beklenen düzeydeydi. (Hatta benim beklediğimden daha da fazlaydı diyebilirim. Ama kitabın porno olduğunu düşünürsek az bile kalmış denebilir.) 

Oyuncuların kimyasına, senaryoya, ıvırına kıvırına değinmeye pek gerek yok. Herkes işini iyi yapmış. Çiftimiz uymuş, konu belli, senaryo daha iyi olabilir miydi? Kitap çerçevesinde makul seviyede. Tabii ki eksikler var. Filme yansıtılamayan iç ses, vs. Ama geneline baktığımızda filme kötü demek haksızlık olur çünkü kitabın seviyesinin ne altında ne de üstünde. IMDb puanı 10 üzerinden 3 küsürler ile başlayıp şuan 4.2 seviyesinde ilerleyen bu filmi büyük bir çoğunluğun sevmediği, beğenmediği apaçık ortada. Peki ama neden? Birincisi, bu kadar büyük bir pazarlama stratejisinin sonucu balon patlayınca otomatikman hayal kırıklığı da büyük oluyor. İkincisi, kitabı okumamış biri olarak karakterlerden tutunda konu, hikaye, herşey anlamsız ve havada kalıyor. (Rita Ora kimdir ve bu filmde 3 saniye ne yapıyor?) Hadi biz biraz biliyoruz da okuduklarımızın bir kısmı ekrana yansıyor, izleyip gidiyoruz. Ya okumayan?  Hemen özetliyeyim; bir kız var bir de çoook zengin oğlan. Harala gürele sevişiyorlar çünkü oğlanın bir takım saplantıları var (Niye var? Nolmuş?) Kız tabii ki romantik takılmak istiyor ama oğlana olan sevgisinden onun cinsel istismarına maruz kalıyor. Oğlan da kızı seks kölesi yapmak istiyor ama O da boş değil kıza. Sürpriz bozanlık yapıp 5 saniyelik finali söylemiyorum burada ama filmin en erotik sahnesinin masada anlaşma üzerine konuştukları sahne olduğunu söyleyebilirim.


Fazla uzatmadan; yapımcıların tam da istediği oldu. Kitabın rüzgarı ve gazını arkalarına alıp ceplerini doldurdular. Sonuç; çok konuşulan bir film, hasılat rekoru kıran bir gişe, salondan bir çoğu mutsuz çıkan izleyici.. Akılda kalan; epey erotik sevişme (pardon seks) sahneleri. Filme kötü dersem haksızlık etmiş olurum. Ama bu malzemeden bu kadar film çıkabilirdi o yüzden uyarlama olarak bence başarılı bile sayılabilir. Sadece erotizm sevenler için; kız güzel, abi yakışıklı. Buyrun sinemaya...

Filmin devamı gelir mi? Muhtemelen evet ama aynı kandırmacaya kanar mı bu izleyenler, sanmıyorum. Devam filmin balonu değil ama kendisinin gişede patlayacağından şüphem yok.                               (5.5/10)

Not: Halbuki asıl olay 2. ve 3. kitaptaymış... İşte o zaman romantik bir aşk filmi bekliyor olabilir bizi. 







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder