22 Mayıs 2015 Cuma

Disney'den Çocuksu Bir Bilim Kurgu; Yarının Dünyası / Tomorrowland


Walt Disney ismini nasıl bilirsiniz diye sorsalar, aklıma hep animasyonlar ve çocuklara yönelik filmler gelir muhtemelen. Gerçi son zamanlarda yaş grubunu bir tık daha yükselten Disney, Marvel filmleri olsun, Karayip Korsanları serisi gibi filmleri olsun (ABD'de PG-13 yaş sınırı alan filmleri) gençlere de göz kırpar oldu. Tabii animasyonlarının sadece küçüklere yönelik olmadığının, yetişkinlerin de bu filmlere bayıldığını bir kenara bırakıyorum. Disney'in daha büyük yaş grubuna yönelik filmler üreten markasının Touchstone Pictures olduğunu yeri gelmişken belirteyim. Tomorrowland / Yarının Dünyası da Disney markası altında çıktığı için ister istemez gençlere yönelik bir hedef kitlesi olduğunu tahmin edebiliriz. Yani 'çocuksu bir bilim kurgu' ile karşı karşıyayız.
    
Yarının Dünyası, George Clooney'in canlandırdığı Frank'in çektiği bir video ile başlıyor. Videoda bir takım bilgiler verirken birden 60lı yıllara, Frank'in çocukluk dönemine gidiyoruz. İşte o kısımlarda Yarının Dünyası ile tanışıyoruz. Akabinde devreye videoda sesi olan Casey giriyor. Bu sefer Casey'nin Yarının Dünyası'na 'gidişini' izliyoruz. Filmin ilk 60 dakikası bizlere de başka boyutta olan Yarının Dünyası'na gitme isteği yaratmıyor değil. O gökdelenler, binalar, uçan arabalar, metrolar, insanlar, ters-düz havuzlar bir çocuğun hayal dünyasındaki gelecek gibi betimleniyor, perdeye yansıtılıyor. 
   
Film, ilk yarısında sağlam bir temele oturtuluyor. Yer yer komik unsurlar ile süslenen Casey'nin rozeti bulduktan sonraki halleri hem güldürüyor hem de insanı meraklandırıyor. Rozetin süresi dolduktan sonra ise asıl macera başlıyor. Frank ve Casey'nin buluşması, gülen yüzlü robotlar ile yaşanan aksiyon dozu yüksek maceralar filmi tipik bir Hollywood blockbusterı yapsa da artan tempo ile filmin sürükleyiciliği yükseliyor. Spoiler vermemek adına fazla detaya girmiyorum ama finalin biraz hayal kırıklığı olduğunu ve hızlıca geçiştirildiğini söyleyebilirim.  
   
Filmin yönetmen koltuğunda İnanılmaz Aile ve Ratatuy gibi Disney'in en başarılı animasyonlarını yöneten, daha sonra da Görevimiz Tehlike serinin en iyi halkasını oluşturan Ghost Protocol'a imzasını atan isim Brad Bird oturuyor. Bir kez daha elindeki malzeme ile çok temiz ve başarılı bir iş çıkarıyor. IMAX'te izlemenin vermiş olduğu bir etki mi bilemiyorum ama teknik açıdan da filmi kusursuz buldum. Görsel efektler, yaratılan dünya, Eyfel Kulesi sürprizi ve filmin diğer kalan tüm kısımları dev perdeye muhteşem bir şekilde yansıyor. 
     
'Çocuksu bir bilim kurgu' diye başlık attım çünkü gerçekten çocukken hayal ettiğimiz bir geleceği tasvir ediyor film bize. Tam da Disney'e yakışır, peri masalı  tadında. Bunu yaparken de hayalperest olmayı, olumsuz düşünceleri bir kenara bırakıp hayata olumlu pencereden bakmayı, bir nevi pozitifliği, imkansız diye bir şeyin olmadığını aşılamaya çalışarak. Özellikle hayatın olumsuz yanlarına odaklanmış, realistlik adı altında aslında mutsuzluğu yaşayan bizlere bir ders niteliğinde ilerliyor film. Bu durum biraz göreceli olarak insanlara pozitif veya negatif etki yaratabilir. Şahsen filmden çıkarken son zamanlarda yaşadığım tüm negatifliklere karşı içime pozitif enerji yüklenmiş gibiydi.
 

Kısaca Disney, tema parklarındaki Yarının Dünyası'nı hayallerdeki gibi bir dünya yaratarak, bunu da müthiş bir görsellikle bezenmiş aksiyon, macera ve komediyi harmanlayarak beyazperdeye taşıyor. Bir nevi çocuklar ve gençler için ticari bir Interstellar kıvamında... Senaryo ve hikayenin akıcılığı için dört dörtlük bir film diyemem ama IMAX gibi teknik donanımı yüksek salonlarda güzel, keyifli bir seyirlik olacaktır. Sinemada izlenmesi gereken filmlerden biri diyebiliriz...        (8/10)






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder