8 Şubat 2016 Pazartesi

Sinemada Devrim: 4DX


İstanbul bir kaç ay evvel sinemada yeni bir teknoloji ile tanıştı. Şimdilik sadece Marmara Forum Sinemaları'nda (Hani o 16 salonluk Cinemaximum kompleksi) Salon 8'e entegre edilen 4DX sistemi, sinema deneyimini çok farklı bir boyuta taşıyor.
   

Yıllar önce ilk IMAX ile tanıştığımızda slogan; sadece filmi izlemeyin, filmin bir parçası olun diye bağırıyordu. Keza o dev perde, kristal netliğinde görüntü ve muhteşem ses sistemi ile sinemada çığır açılıyordu. Başta IMAX'e özel filmler farklı bir kulvarda ilerleyen sistemi (ki özel kameralar vs ile film çekimi de ayrı meşakatli) artık tüm blockbusterlara uyarlanabilir oldu. IMAX kameraları ile çekilen filmler birbiri arkasına vizyona girerken İstanbul'da 3 Ankara'da 1 toplam 4 adet IMAX salonu ile milyonlara hizmet veren Cinemaximum için seyirciyi salonlara çekmenin farklı bir yöntemiydi sadece. 4 puan verilebilecek bir filmi çok rahat 5 puana çıkaran bu teknoloji sayesinde gerçekten filmin bir parçası oluyorduk. Bkz. Avatar. Biz bile arkadaşlarla bir filme gitmeden önce IMAX'de var mı yok mu diye bakıyor, eğer IMAX'de varsa şartlarımızı zorlayıp orada izlemeyi tercih ediyorduk. Neden? Çünkü filmleri evde izlemenin konforunun ağır bastığı bir çağda sinemada izlemek için çok daha iyi alternatiflerin sunulması gerekiyor bazen. 
    
Ve IMAX bu şekilde devam ederken yine Cinemaximum bizleri 4DX ile tanıştırdı. (MPX'leri Atmos'ları bir kenara bırakıyorum.) Bu sefer filmin bir parçası olmak için filmi yaşamaya başlıyorsunuz. Nasıl mı? Benim kuşak iyi bilir, Tatilya'da hareketli sinema vardı. 10 dakikalık yolculuk, hareket eden koltuklarla, daha sonra bu 5D, 7D hatta 12D diyerek boyut kavramının suyunu çıkarıp kötü görüntülü tecrübelere sebep olan kavram artık blockbuster filmlerde... Tabii ki çok çok daha kaliteli bir şekilde...
   
4DX filmlerde artık tüm duyuları kullanmak mümkün. İlk defa Zor Saatler filminde yaşadığım bu tecrübe ile filmi epey bir yaşadım diyebilirim. Dalgalarda sallandık, rüzgarda savrulduk. Kısaca filmin sahnelerini çevre faktörlerini hissettirerek bizlere sağladılar. Bizler de yaşadık. Bence sinema tarihinde bu da bir çığırdır. Filmde arabada gidiyorlar, biz de arabada gidiyor gibi sallanıp duruyoruz. Fırtınada gemi batıyor, batan gemide bizde dengemizi kaybediyor gibi bir o yana bir bu yana sallanıyoruz. Kısaca 4DX ile filmlerde hareket, titreşim, su, rüzgar, ışıklandırma, koku ve daha fazlasını hissedebiliyorsunuz. 
   
5 duyuya hitap eden bu 4DX teknolojisi aslında 2010 yılından beri dünyanın çeşitli ülkelerinde kullanılıyor. Bu süre zarfında 200'den fazla film 4DX olarak yayınlandı. Türkiye'de ise geçtiğimiz Kasım ayında Açlık Oyunları'nın son halkası ile bu sistem tanıtıldı. Rakamlarla 4DX dersek de şuan 34 ülkede, 173 mekanda, 24bin'den fazla koltukla dünyayada hızla yaygınlaşan bir eğlence sistemi olma yolunda ilerliyor.
   
Ben şahsen Mars Entertainment Group'a bu teknolojiyi de ülkemize getirdikleri için teşekkür ediyorum. Sizlere de aynı IMAX'i olduğu gibi bu 4DX'i de en kısa zamanda tecrübe etmenizi öneriyorum. Tanıdık bir şey ama gerçek uzun metraj filmlerle... 10 numara valla :)  Ama bi IMAX de değil tabi...




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder