13 Ağustos 2016 Cumartesi

San Francisco'da Bir Hafta... Önce Kısa Bir Hazırlık



San Francisco... Amerika'nın en büyük ve en çekici, 2 büyük deprem atlatmış ama ihtişamını korumaya devam etmiş şehirlerinden biri. 1906 yılındaki depremden ve yangından sonra neredeyse komple yok olan San Francisco akabinde tekrar kurulmuş, 1989 yılında yine büyük bir deprem yaşamış. Bu sefer yıkım, can ve mal kaybı 1906'ya kadar çok az olmuş yine de şehir depremle yaşamayı öğrenerek yaralarını sarmıştır. (O esnada oynanan baseball maçı sayesinde TV'de naklen yayınlanan ilk büyük deprem olma özelliğini de taşıyor.) San Francisco'nun tarihi ile ilgili en geniş bilgiyi internet ansiklopedisi olan Vikipedi'den okuyabilirsiniz. 
   
Her ABD seyahatimde olduğu gibi bu sefer de gezimi batı yakasının en güzel şehirlerinden biri olan San Francisco ile taçlandırmaya karar verdim. THY bir seneden fazladır San Francisco'ya direk uçuşlara başladı. Yaklaşık 13 saat süren bir yolculukla San Francisco'ya varabilirsiniz. (Ben önce Chicago'ya uçtuğum için sadece dönüşü yaklaşık 14 saatlik bir uçuşla gerçekleştirdim.)
    
San Francisco'da dolu dolu 1 hafta geçirmeden önce buranın olmazsa olmazlarını bir sıralayalım ki günlük gezilerimizi bunların etrafında şekillendireceğiz.

1. Golden Gate Köprüsü (San Francisco'nun simgesi olan turuncu renkli köprü.)
2. Alcatraz (Körfezin ortasında bir zamanlar hapishane olarak kullanılmış ada)
3. Cable Cars (San Francisco'nun meşhur yokuşlarını aşan toplu taşıma için kullanılan tramwaya benzer kablo arabaları.)
4. Coit Tower (Seyir terası kulesi)
5. Lombard Street (8 virajla inilen yokuş ve bahçeleri)
6. Golden Gate Parkı ve De Young Müzesi
7. Çin Mahallesi
8. 'Painted Ladies' Evleri
9. Fisherman's Wharf & Pier 39 (Liman ve sahil kıyısı)
10. Tarihi Feribot Binası 

Bu yukarıdaki 10 maddeyi gezdiniz mi bilin ki San Francisco & Downtown gezinizi tamamlamışsınız demektir. Bunu ister 3 günde yapın, ister 10 günde.. Süresi tamamen size bağlı. Bence en ideali; bir hafta.
   
Her zaman olduğu gibi bu gezimin öncesinde de gerekli araştırmaları yapmış, rezervasyonları tamamlamış olarak San Francisco'ya adımımızı attık. 4 kişiydik ve taksilere para bayılmaya niyetimiz olmadığı gibi trenle de uğraşmaya halimiz yoktu. İşte teknolojinin nimetlerinden faydalandığımız ilk an da bu oldu. UBER... Telefondaki aplikasyon ile UberXL bir araç çağırıp hem koca valizlerimizle tek araca sığmış hem de otelimizin kapısına kadar ulaşmış olduk.
   
Otelimiz Nob Hill'in tepesinde olduğu için ve odamız en üst katta olduğundan dehşet bir manzara ile karşı karşıyaydık. Manzara meraklısı biri olarak odadan hiç çıkmasam tüm gün downtown SF'ya bakarak ve kahve içerek günü geçirebilirdim. Ama tabii ki o manzara eşliğinde uykuya dalmanın ya da uyanmanın da tadı bambaşkaydı. Bu yüzden yüksek katları seven biri olarak bu ayarı önceden çekmiştim tabii.
   
Her Amerika şehrinde olduğu gibi San Francisco sokakları da bloklardan oluşuyor. Tüm yollar birbirine dik ve paralel olduğu için kare kare bloklardan yer yön bulması çok kolay oluyor. Tek sıkıntı yokuşlar. Kimi zaman 30 dereceyi aşan yokuşlarda tırmanması biraz yorabiliyor ama yine de bir şehir en güzel yürüyerek geziliyor. Keza biz de kendimizi yürümeye hazırladığımız için MUNİ Paso almadık. Ama tüm toplu taşımalarda geçen bu MUNİ pasoları 3 günlük, 7 günlük gibi seçeneklerde satın alıp otobüslere metroya inip binebilirsiniz. 
   
Peki San Francisco'da hava nasıl? Tüm yıl boyunca 15-20 derece arasında oynuyor. Bakmayın siz yazın güneşli olduğuna, Büyük Okyanus'dan gelen rüzgarlar özellikle Downtown bölgesini sağlam soğutuyor. Bu yüzden 10 km içerisi 25 derecelerde yanarken, SF'nin içinde montları sweatshirtleri giymeden dolaşamıyorduk. Bir de zaman zaman çöken bir sis var ki zaten bölgenin keşfini geciktiren unsur olur kendisi. 18. yüzyılda İspanyollar ilk kez buralara geldiklerinde sisten körfezi pas geçiyorlar. Daha sonra sissiz nadir anlardan birine denk geliyorlar ve (şuan Golden Gate Köprüsü'nün bulunduğu) boğazdan geçerek körfez bölgesine ayak basıyor. Akabinde hızla kolonileşme dönemi başlıyor. 
  
Altına Hücum dönemini duydunuz mu hiç? San Francisco'yu büyüten ve geliştiren dönem bu Altına Hücum dönemi oluyor. Altın için bölgeye akın eden insanlar yerel pazarların gelişmesine katkıda bulunuyor. Levi's kotları işte tam da bu dönemde çıkıyor ve şimdi dünyayı kasıp kavuruyor... Şahsen çok aradım altın ama San Francisco'da rastladığım tek altın City Hall'un çatısındaki kaplamadaydı.  

Bir çok Hollywood filmine set olan San Francisco sokaklarını beyazperdede defalarca gezmiştik. Şimdi bu sokakları kanlı canlı dolaşmak kesinlikle paha biçilemez. Şehrin en meşhur ünlüsü rahmetli Robin Williams dünyaca bilinen bir oyuncu. Zaten ömrünün büyük bir kısmını burada geçiren oyuncu Mrs. Doubtfire filmini de burada çekmiş zamanında. Will Smith ve oğlunun oynadığı Umudunu Kaybetme / The Pursuit of Happiness filmi de 70ler San Francisco temasıyla hatırlanan bir film. Peki ya Sharon Stonu ikon yapan Temel İçgüdü / Basic Instinct nerede çekildi? Tabii ki San Francisco'da. Ama asıl 90larda Kanal D'de yayınlanan ve 8 sezon süren Bizim Ev / Full House dizisinin açılış jeneriğini kendiniz çekebilmeniz mümkün burada.


Sıra geldi bu güzel şehri gün gün gezmeye... 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder