20 Ekim 2016 Perşembe

Cehennem'e İki Bilet Lütfen!


Da Vinci'nin Şifresi ve Melekler & Şeytanlar'dan sonra 3. bir Dan Brown kitabı daha beyazperdeye geliyor; Cehennem / Inferno. Çok satanlar listesinde aylarca başı çeken kitabın uyarlamasını bir kez daha Tom Hanks & Ron Howard ikilisi sırtlanıyor. Aksiyonu bol ve bir o kadar da gizemli olan film, 13. yy'da yaşamış İtalyan ozan ve politikacı Dante'yi ve yazdığı İlahi Komedya'sını merkezine alıyor.
   
Öncelikle belirtmek isterim ki kitap uyarlamaları kitapları okumuş kişiler için çoğu zaman büyük hayal kırıklığı oluyor. Çünkü koskoca kitabı 2-3 saatlik bir filme satır satır koymak mümkün olamıyor. (Hobbit'i tenzih ediyorum.) Bunun haricinde okurken yarattığımız dünya filmle birebir örtüşemeyebiliyor. Bunu 2006'da Da Vinci'nin Şifresi'nde de gördük, 2009'da Melekler & Şeytanlar'da da... Ve şimdi 2016'da yine böyle bir durumla karşı karşıyayız. O yüzden bu filme iki türlü yaklaşmak istiyorum; kitabı bir solukta okumuş biri filmi izlerse ve kitabı okumamış, merakla filme girmiş biri.
   
Kitabı okumuş birinin yapacağı muhtemel yorum şu olacaktır: Ne yazıkki olmamış. Kitabın atmosferi ve ruhu beyaz perdeye taşınamamış. Tamam, Tom Hanks on numara bir oyuncu, çekimler müthiş ama kısıtlı süre ve senaryo beklentiyi karşılayamıyor.
   
Kitabı okumadan izleyen kişinin muhtemel yorumu: Epey heyecanlı ve güzel bir film olmuş. Yalnız çok hızlı. İpuçlarının ne olduğunu anlamaya vakit kalmadan adamlar patır patır çözüyor, ordan oraya koşturuyor. Bazı konular ne anlaşılıyor, ne de açıklanıyor. (Soru 1: Gizli şirket nedir? Kimlerdir? Soru 2: Ignazio'ya noldu? vb.)
   
İşte kitabı okumayanların aklında bazı sorular havada kaldığı için, okuyan da bu gibi detayları filmde göremediği için iki taraf için de bir tatminsizlik durumu oluşuyor. Örneğin, kitabı okuyanlar Zobrist'in fikrini daha fazla özümseme, anlama imkanına sahipken, sadece filmde basit bir terörist gibi anlaşılıyor.
   
Filmi bir cümleyle özetleyecek olursak; Tom Hanks'in 3. kez hayat verdiği Robert Langdon, bir kez daha ipuçlarını çözüp, dünyayının yarısını yok etmeye hazırlanan bir virüsü durdurmaya çalışıyor ki bu ipuçları İtalya'dan İstanbul'a uzanan bir alanda yer alıyor. 
   
Tom Hanks ile özdeşleşen karakter Robert Langdon, türü sevenler için bir kez daha işe koyuluyor. Filmi ne kadar dikkatle izleseniz de temponun hızı izleyiciye düşünmek için pek vakit bırakmıyor. Karakterlerimiz patır patır ipuçlarını çözerek ilerliyorlar. Evet, bir takım yerlerde sürpriz şaşırtmalar mevcut ki okumayanlar 'hadi ya' gibi tepkiler verecektir. Yine de gönül ister önceki filmlerdeki gibi bir tık daha karışık olay örgüsü olsun. 
   
Konu, hikaye, senaryo vs. bir kenara bırakacak olursak Oscar ödüllü Ron Howard bir kez daha teknik ve görsel açıdan temiz bir iş çıkarıyor. Kesinlikle 1. sınıf bir film, on numara planlar ve görsellik. Son 20 dakikadaki İstanbul başta olmak üzere Floransa ve Venedik'de perdeye muhteşem yansıtılmış. İstanbul'u görmeyen bilmeyen biri o hava çekimleri ile birlikte bu mistik şehrin büyüsüne kapılıp burayı görmek isteyecektir eminim ki. O yüzden bu filmi çok kötü giden turizmimize katkı olarak görüp yüceltebiliriz. Bunu haketmiş bence. Özellikle James Bond'dan sonra İstanbul'un sadece Kapalıçarşı ve çatısından ibaret olmadığını görüyoruz. Gerçi yine sadece tarihi yarım ada yansıyor perdeye (ki kitabın/filmin geçtiği noktalar burası, gayet normal.) Bu arada filmin final çekimleri geçen yıl Ayasofya'da yapıldı. Tom Hanks'in kendisi değil ama dublörü aksiyon sahnelerini burada çekti. Ama sarnıç sahneleri Budapeşte'deki platoda Yerebatan Sarnıcı birebir inşaa edilerek çekilmiş.
 
  
Sonuç olarak; kitap okumak önemli tabii. Türü gereği tüm gizemi kitapla çözüp filme sadece görselliği görmek için gelmek daha mantıklı olur. Öbür türlü; sıkı bir aksiyon, heyecanlı bir film sizi bekliyor. Eksiğiyle, açıklarıyla da olsa beklentileri çok yüksek tutmazsanız umduğunuzu bulabilirsiniz. Düşünüyorum bu açıklar kapatılsa, filmin süresi 4-5 saatleri bulsa olur muydu? Tabii ki hayır, o yüzden elimizdekiyle keyif almak gerekiyor. Önceki filmlere göre biraz daha basit ama bir o kadar da keyifli bir film olmuş Cehennem / Inferno. (İstanbul sahnelerinin katkısı büyük tabii.) Gizemli ve heyecanlı filmleri seviyorsanız, bu filmi kaçırmayın. İstanbul'umuzu Hollywood bakış açısıyla bir kez daha beyazperdede görmek için bile değer...

(7/10)





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder